Hastaneler Son Durak Olmasın: Aceleciliğimiz Sağlığımızı Çalıyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Prof. Dr. Atilla Şenaylı

Merhaba.

Hastanelere hiç uğramadan, sağlıklı bir ömür süren insanların hikayelerini eskiden sık duyardık.

Bugün ise bu kişiler adeta ‘acayip’ bulunuyor.

Hasta olmak sıradanlaştı, sağlıklı kalmak ise neredeyse ütopik görülüyor.

Peki gerçekten öyle mi?

Peygamber Efendimiz (SAV) dönemindeki sağlıklı toplum örnekleri bize gösteriyor ki; dikkat edilirse, önlem alınırsa hastalıklar büyük ölçüde önlenebiliyor.

Ben bir çocuk cerrahı olarak yıllardır hastanelerin ‘son durak’ olduğunu görüyorum.

Asıl hedef, oraya hiç ihtiyaç duymamak olmalı.

1971 doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde akademik çalışmalar yürüttüm.

Türkiye’nin çeşitli hastanelerinde hekimlik ve idarecilik yaptım.

Çocuk cerrahisi üzerine kitap, makale ve araştırmalarım yayımlandı; halen uluslararası bir tıp dergisinin editörlüğünü sürdürüyorum.

Tıp tarihi, felsefesi ve önleyici sağlık yaklaşımları ilgi alanlarım arasında ve bunlar için okumalar yapıp önermelerde bulunduğum oluyor.

Pek işe yaramıyor, dikkate almıyorlar çünkü.

 Evliyim ve bir oğlum var.

Sağlık alanındaki yolculuğum boyunca insanlara faydalı olmanın ve bilgimi paylaşmanın her zaman önceliğim olduğunu vurgulamak isterim.

Sağlıklı olmak, çoğu zaman farkında olmadan sahip olduğumuz en büyük nimettir.

Hastaneler, modern toplumun vazgeçilmez kurumlarıdır; bir sorun yaşadığımızda ilk başvurduğumuz yerlerdir.

Ancak asıl mesele, hastanelere ihtiyaç duymadan, sağlığımızı koruyarak yaşamakta yatıyor.

Bunu çocukluğumdan beri gözlemledim: Ne kadar tıbbi bilgiye sahip olursak olalım, önleyici tedbirler almadan sağlığımızı garantiye alamayız.

Sağlık, insanın kendisine ve sevdiklerine göstereceği özenle başlar.

Özellikle günlük takip ettiğim TÜRKİYE haberlerinde kaza, yangın, insan hatası afetleri, kavga yaralanmaları gibi olması çok rahat engellenebilecek sağlık sorunları kahredici oluyor.

Halbuki sağlık o kadar büyük nimet ki değerini anlamak hastalanma noktasına kalmamalı.

Hastanelerin rolü elbette tartışılmaz.

Acil durumlarda, kronik hastalıklarda ve cerrahi gerektiren vakalarda hayat kurtarıcıdırlar.

Toplumda hastanelere duyulan güven, tıp biliminin gelişmesiyle birlikte artmıştır.

Ancak hastaneler, bir anlamda son durağımızdır.

Yani, hastalık ortaya çıkmadan önce alınacak önlemler, hastaneye muhtaç olmadan hayatımıza devam etmemizi sağlar.

Her gün hastanede karşılaştığım vakalar bana birçok kez daha gösterdi ki, hastalıklara yakalanmamak için gösterilecek özen, tedaviden daha değerlidir.

Sağlığın korunması için atılacak adımlar aslında oldukça basit ve ulaşılabilirdir.

Herkesin söyleyeceği sözler kısaca; dengeli beslenme, hareketli bir yaşamı, uyku düzenine dikkat etmek, zihinsel ve fiziksel performans…vesaire.

Böyle söylenebilecek ve zaten bildiğinizi düşündüğüm birçok öğüt, tavsiye, nasihat.

Ben bunlara değil belki çoğumuzun farkında olmadığı başka bir noktaya işaret edeceğim.

Aceleciliğimiz.

Toplum olarak her şeyi bir an önce yapalım istiyoruz. Kanımız kaynıyor adeta.

Toplumca hemen olsun istiyoruz çoğu şeyi. Belki bize böyle alıştırıldı, “hadi hadicilik” diyorum.

Temel sorunumuzun bu olduğunu anladığım lise sıralarından beri bununla mücadele ediyorum desem yeridir. Tıp eğitimimde, uzmanlık eğitimimde ve sonrasında.

Sakin olup düşünmeye sevketmek konusunda çok zorlandım,zorlanıyorum. Halbuki durup düşünmek, ben ne yapıyorum demek o kadar çok sorunu çözerki.

Nasıl mı?

Mesela, beylik örnek: Trafikte gitmek istediğim yere gitmek için biraz erken çıktık, giderken kuralların farkında olduk, yayaya yol vermek için geniş zamanı kullandık ve normal bir hızda gittik.

Bir an önce gideyim demedik.

Şimdi bu söylediğim bu uygulama ile belki 10 bin kişi kaza mağduru olmaktan kurtuldu.

Kaza mağdurlarının yakınları ızdıraptan kurtuldu.

Hastane ve Tedavi mağduriyetleri bitti.

Bir başka örnek; Hava durumunu takip ettik.

Bugün rüzgârı olacak, pencerelerin açık olup olmadığı ona göre ayarlayayım diye düşündük, çocuğumuzun boğaz enfeksiyonuna yatkın olabileceğini hesaplayıp tedbirleri planladık.

Hayatı aceleye getirip bir şey olmaz demedik.

Sonuç; Çocuklarımızın boğaz enfeksiyonu için tedavilere, zatürre risklerine, hastane yatışlarına gerek kalmadı, ülkemizin çocuk hastalıklarındaki en önemli kalemi olan solunum yolu enfeksiyonlarının sonunu getirdik ve sağlık harcamalarını çok az bir miktara hep beraber indirmiş olduk.

Sağlık, hastaneye gitmeden korunabilir.

Bunun için acelemizi frenleyip, durup düşünmeyi alışkanlık hâline getirmeliyiz.

Siz de günlük hayatınızda hangi aceleci davranışların sağlığınızı riske attığını düşünün.

Sonraki yazılarda bu konuları daha ayrıntılı ele alabiliriz. Görüş ve deneyimlerinizi bekliyorum.

Görüşmek üzere…   

 Prof. Dr. Atilla Şenaylı

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar