KÖŞE YAZISI

Çölde Bir İyilik, Bir İhanet ve İnsanlığa Verilen Büyük Ders

Gecenin Hikayecisi
Reklam
Güneş, çölün altın sarısı kumlarını adeta ateşe çevirmişti. Ufuk çizgisiyle gökyüzü birbirine karışıyor, sıcak hava gözleri yanıltan seraplar oluşturuyordu. Çöl, insana hem sabrı hem de merhameti öğreten en büyük öğretmendi. Çünkü burada bir damla su, bazen bir ömürden daha değerliydi.

Varlıklı bir bedevi, yılların verdiği tecrübeyle devesinin üzerinde ağır ağır yol alıyordu. Devesinin heybesinde yol azığı, tulumunda ise kendisine yetecek kadar su vardı. Çölde yaşayan herkes gibi o da bilirdi ki, bugün güçlü olan yarın yardıma muhtaç kalabilirdi. Bu yüzden çölde karşılaşılan her yolcu, önce insan olarak görülürdü.

Bir süre sonra rüzgârın uğultusunun arasından belli belirsiz bir ses duyuldu.

"Su... Ne olur... Bir yudum su..."

Bedevi sesin geldiği yöne yöneldi. Kumların üzerine yığılmış, dudakları kurumuş, yüzü güneşten kavrulmuş bir adam gördü. Adamın nefes alacak hâli bile kalmamıştı. Ölümle yaşam arasındaki ince çizgide son çırpınışlarını yaşıyordu.

Bedevi hiç düşünmedi.

Devesinden indi.

Su tulumunu çıkardı.

Adamın başını dizine koyarak yavaş yavaş su içirdi. Bir anda çok su içmesin diye acele etmedi. Ardından heybesinden çıkardığı hurmaları ve ekmeği uzattı. Adam yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Yüzüne renk geldi. Gözleri yeniden ışıldadı.

Bedevi içinden, "Elhamdülillah... Bir can kurtuldu." diye geçirdi.

O ise yaptığı iyiliğin karşılığında sadece bir dua bekliyordu.

Fakat insan bazen en büyük kötülüğü, en büyük iyiliği yaptığı kişiden görebiliyordu.

Adam aniden ayağa kalktı.

Hiç beklenmedik bir hızla bedeviyi yere itti. Belindeki hançeri çıkararak onu etkisiz hâle getirdi. Ardından heybesindeki yiyecekleri, altın kesesini, su tulumunu ve değerli neyi varsa aldı.

Sonra da bedevinin devesine atlayıp uzaklaşmaya başladı.

Bedevi, sıcak kumların üzerinde çaresizce doğrulmaya çalıştı.

Ne lanet okudu...

Ne beddua etti...

Ne de arkasından bağırıp malını istedi.

Sadece bütün gücünü toplayarak tek bir cümle söyledi.

"Sakın bunu kimseye anlatma!"

Hırsız önce alaycı bir tebessüm etti.

"Soyduğum adam aklını da kaybetmiş." diye düşündü.

Fakat devesi ilerledikçe o cümle kulaklarında yankılanmaya devam etti.

"Sakın bunu kimseye anlatma..."

Neden?

Neden malını isteyen biri böyle bir şey söylerdi?

Merakı vicdanından daha ağır bastı.

Devesini çevirdi ve tekrar bedevinin yanına geldi.

"Ey ihtiyar!" dedi.

"Ben seni soydum. Sana ihanet ettim. Sen ise bana beddua etmek yerine neden 'Sakın bunu kimseye anlatma.' diye bağırıyorsun?"

Bedevi, kumların üzerinde doğruldu.

Yüzünde öfke yoktu.

Kırgınlık vardı.

Gözlerinde kin yoktu.

İnsanlığa duyduğu endişe vardı.

Yavaşça konuşmaya başladı:

"Evladım...

Ben bugün kaybettiğim deveyi yeniden kazanırım.

Altınımı da kazanırım.

Yiyeceğimi de...

Ama sen bunu herkese anlatırsan, insanlar bir daha çölde susuz kalmış birine su vermeye korkacak.

Gerçekten yardıma muhtaç olan insanlar, senin yaptığın kötülüğün bedelini ödeyecek.

Masumlar cezalandırılacak.

Belki bir gün gerçekten susuz kalan bir çocuk yardım göremeyecek.

Belki yaşlı bir adam kumların üzerinde can verecek.

Belki bir anne, yavrusuna ulaşamayacak.

Benim kaybettiklerim geri gelir.

Ama insanların merhameti kaybolursa, işte onu hiçbir servet geri getiremez."

Hırsızın başı önüne eğildi.

Elindeki altınlar ağır gelmeye başladı.

Çaldığı deve artık ona bir yük gibi görünüyordu.

Çünkü ilk defa, çaldığının yalnızca bir mal olmadığını anlamıştı.

Bir insanın güvenini...

Toplumun merhametini...

Ve belki de gelecekte kurtulacak nice hayatı çalmıştı.

İşte kötülüğün en büyük zararı budur.

Çaldığı mal değil...

İnsanların birbirine olan güvenidir.

Çünkü güven kaybolduğunda, iyilik geri çekilir.

Merhamet sessizleşir.

İnsanlar şüpheyle yaşamaya başlar.

Ve gerçekten yardıma muhtaç olanlar, birkaç vicdansız insanın yüzünden yalnız kalır.

Bu yüzden kötülüğe karşı mücadele ederken, iyiliği de korumak zorundayız.

Çünkü bir insanın yaptığı kötülük, bin insanın merhametini öldürmemeli.

Zira dünya, kötülerin çoğalmasıyla değil...

İyilerin yardım etmekten vazgeçmesiyle karanlığa gömülür.

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Gecenin Hikayecisi

Gecenin Hikayecisi

Kose Yazari

2 YAZISI VAR

Gecenin Hikayecisi, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ