KÖŞE YAZISI

Butlanın Butlanı…

Kadir ÖZBİLGİN
Reklam

Siyasette bazen öyle günler yaşanır ki, yaşananlar yalnızca tarihe değil, siyaset bilimi literatürüne de örnek olur.

Bir mahkeme "butlan" der. Birileri "hukukun üstünlüğü" diye alkışlar.

Birileri "parti iradesi gasp edildi" diye itiraz eder. Sonra ne olur?

Daha düne kadar "CHP bölünmez" diyenler, bir sabah uyanır ve Meclis'te 90 milletvekili yeni bir parti kurar.

İşte tam burada insanın aklına şu soru geliyor: Madem CHP'yi bölenler karşı taraftı, bu kadar insan neden sizin yanınızda kalmadı?

Bugün en yüksek perdeden "CHP bölündü." diye feryat eden “Butlan”cıların önemli bir kısmı, yıllarca parti içinde yaşananları sanki hiç olmamış gibi anlatıyor.

Hafıza gerçekten ilginç bir şey… Seçilmiş il başkanları görevden alınırken… İlçe örgütleri değiştirilirken… Kongreler aylarca tartışılırken… Delegeler üzerinde büyük mücadeleler yaşanırken… Bunların adı "örgütsel düzenleme", “arınma” idi.

Bugün benzer bir tablo ortaya çıkınca ise bunun adı "ihanet" oldu. Demek ki aynı fiil, faili değişince farklı isim alabiliyormuş.

Oysa siyasetin en temel ilkesi şudur: İlkeler kişilere göre değişmez.

Butlan kararı da başlı başına ayrı bir ironi barındırıyor.

Kararın hukuki yönü elbette hukukçuların tartışacağı bir konudur. Ancak siyasetin tartışacağı başka bir gerçek vardır. Bir mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna oturabilirsiniz.

Ama milyonların gönlündeki liderliği mahkeme kararıyla alamazsınız. Siyasi meşruiyet ile hukuki meşruiyet bazen aynı noktada buluşur, bazen de birbirinden kilometrelerce uzaklaşır.

İşte tartışmanın tam merkezinde de bu ayrım bulunmaktadır.

Asıl ironi ise bundan sonra başladı.

Butlan kararını "CHP kurtuldu." diye kutlayanlar, birkaç gün sonra yeni parti haberleriyle karşılaştılar. Kutlama masasındaki pasta daha bitmeden, sandalyelerin yarısı boşalmıştı.

İnsan ister istemez düşünüyor: Acaba “Butlan” la kazanılan gerçekten bir zafer miydi?

Yoksa yalnızca Pirus'un zaferlerinden biri mi? Çünkü bazen öyle zaferler vardır ki, kazanan kaybettiğini yıllar sonra anlar.

Bugün bazı isimler çıkıp "Özgür Özel CHP'yi böldü." diyor. Peki, gerçekten öyle mi?

Yoksa yıllardır biriken kırgınlıkların, örgütsel müdahalelerin, karşılıklı tasfiyelerin ve bitmek bilmeyen hizip savaşlarının faturası bugün tek bir kişiye mi kesiliyor?

Bir binanın çatısı son depremde çökmüş olabilir. Ama kolonlar yıllardır çatlıyorsa, bütün suçu son sarsıntıya yükleyebilir misiniz?

Siyasette en tehlikeli hastalık hafıza kaybıdır. Dün yaptığını bugün unutmak… Dün savunduğunu bugün inkâr etmek… Dün "demokrasi" dediğine bugün "ihanet" demek…

Toplum bunları görüyor. Belki herkes aynı yorumu yapmıyor ama herkes aynı soruyu soruyor: "Dün bunlar yaşanırken siz neredeydiniz?"

Yeni bir partinin kurulması elbette başlı başına başarı olarak görülemez.

Çünkü güçlü demokrasilerde amaç yeni partiler üretmek değil, mevcut partileri çoğulcu ve kapsayıcı hâle getirebilmektir.

Ama yeni bir partinin doğuşunu yalnızca ayrılanların hırsına bağlamak da siyaseti fazlasıyla basitleştirmektir.

Hiç kimse yıllarca emek verdiği bir siyasi çatıdan kolay kolay ayrılmaz. İnsanlar bazen koltuktan değil, umuttan vazgeçer. Ve umut bittiğinde adresler değişmeye başlar.

Bugün yaşananların belki de en öğretici tarafı şudur: Bir siyasi partiyi mahkeme kararıyla yönetebilirsiniz. Tüzük maddeleriyle şekillendirebilirsiniz. Delegeleri değiştirebilirsiniz. İl başkanlarını görevden alabilirsiniz. Kurulları yeniden oluşturabilirsiniz.

Ama güveni yönetmelikle yazamazsınız. Sadakati kararla tesis edemezsiniz. Aidiyeti ise hiçbir mahkeme hükmüyle inşa edemezsiniz. Çünkü siyasetin en sağlam temeli hukuk değil; güvendir. Hukuk o güveni korur.

Güven ortadan kalktığında ise geriye sadece karar metinleri kalır. Ve tarih bize defalarca göstermiştir ki; Kararlar partileri ayakta tutmaz. İnsanlar tutar.

İnsanlar da kendilerini dinleyen, değer veren ve adalet duygusunu koruyan yapılarda kalırlar.

Belki de bütün bu tartışmaların sonunda geriye tek bir cümle kalacaktır:

Butlan kararı bir hukuki süreç olabilir. Ama asıl butlan, yıllardır parti içi demokrasinin aşınmasına karşı gösterilen sessizliktir.

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Kadir ÖZBİLGİN

Kadir ÖZBİLGİN

Kose Yazari

9 YAZISI VAR

Kadir ÖZBİLGİN, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ