HESABIN ÇETİN TERAZİSİ
Yaptıklarımızdan Olduğu Kadar Yapmadıklarımızdan da Sorumluyuz…
İnsan olmanın, bir inanca, ahlaka ve vicdana sahip olmanın en ağır yükü; hayatın yalnızca kendi etrafımızda dönmediğini idrak ettiğimiz anda başlar. Çoğu zaman iyilik, dürüstlük ve kulluk; kimseye zarar vermeden yaşamak, ibadetini yapmak ve kendi köşesine çekilmek olarak anlaşılır. Oysa ilahî adaletin terazisi yalnızca işlediklerimizi değil, ihmal ettiklerimizi de tartacaktır.
Mahşer günü insan, sadece elleriyle yaptıklarının hesabını vermeyecektir. Sustuklarının, görmezden geldiklerinin, sırtını döndüklerinin ve “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” diyerek geçiştirdiklerinin de hesabıyla yüzleşecektir. Çünkü bazen bir günah işlemek kadar, bir iyiliği terk etmek de ağır bir vebaldir.
Haksızlık Karşısında Eğilen Başların Hesabı
Zulüm yalnızca zalimin gücüyle büyümez; ona karşı çıkmayanların sessizliğiyle de kök salar. Haksızlık karşısında susmak, çoğu zaman görünmez bir ortaklıktır. Menfaat uğruna eğilen başlar, hakikatin omuzlarına yük olur.
Mahşer günü belki de insana şu soru yöneltilecektir:
“Hak ayaklar altına alınırken, sen hangi korku veya hangi menfaat sebebiyle sustun?”
Unutulmamalıdır ki zalimlerin en büyük dayanağı, çoğu zaman onların yanında duranlar değil; karşılarında durmayanlardır.
“Bana Ne?” Demenin Vebali
Çağımızın en büyük hastalıklarından biri nemelazımcılıktır. İnsanların birbirinden habersiz yaşadığı, başkasının derdine gözlerini kapattığı bir dünyada vicdanlar yavaş yavaş körelir.
Komşusu açken tok yatanın huzur bulması mümkün değildir. Çünkü toplum, birbirinden bağımsız bireylerin değil; birbirinin hukukunu gözeten gönüllerin omuzlarında ayakta durur.
Bir yanlış gördüğümüzde:
“Bana ne?”
“Benim meselem değil.”
“Birileri ilgilenir.”
diyerek sırtımızı döndüğümüzde, aslında o yanlışın büyümesine sessizce izin vermiş oluruz. Bir gün o adaletsizlik dönüp bizi veya sevdiklerimizi bulduğunda ise artık çok geç olabilir.
İnancımızın temel ilkelerinden biri, kötülüğe karşı aktif bir duruş sergilemektir. Nitekim kutlu ölçü şöyledir:
“emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker”
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Bu ölçü, sadece bir tavsiye değil; aynı zamanda bir sorumluluk haritasıdır.
Eliyle değiştirmek, imkân ve yetki sahibiyken adaleti tesis etmektir.
Diliyle değiştirmek, hakikati söylemek ve zulme karşı sözün şahitliğini yapmaktır.
Kalbiyle buğz etmek ise en azından kötülüğü meşrulaştırmamak, ona karşı vicdanın ateşini diri tutmaktır.
Eğer insan bir kötülük karşısında ne elini taşın altına koymuş, ne söz söylemiş, ne de kalbinde bir sızı hissetmişse; orada sadece bir suskunluk değil, vicdanın yorgunluğu da vardır.
Şahitlik Sorumluluğu
Hayat bir seyir defteri değildir. Bizler de bu dünyanın sahnesinde yalnızca izleyici olarak bulunmuyoruz. Yaşadığımız şehrin, yürüdüğümüz sokağın, paylaştığımız toplumun ve şahit olduğumuz hadiselerin üzerinde bir sorumluluğumuz vardır.
Mahşer günü yüzümüzün ak olması yalnızca seccademizin temizliğiyle mümkün olmayacaktır. O gün bize;
“Şahit olduğun haksızlık karşısında ne yaptın?”
“Bir mazlumun yükünü hafifletmek için hangi adımı attın?”
“Gücün yettiği hâlde hangi iyiliği erteledin?”
soruları da yöneltilecektir.
Çünkü hesabımız sadece yaptıklarımızdan değil; yapmaya gücümüz yettiği hâlde yapmadıklarımızdan, söylememiz gerekirken sustuklarımızdan ve düzeltme imkânımız varken görmezden geldiğimiz yanlışlardan da olacaktır.
Rabbim, vicdanı diri, merhameti canlı, duruşu hakkın yanında ve sorumluluk bilinci yüksek bir ömür yaşamayı nasip eylesin.
Amin.
Mehmet Emin Atmaca - Tokat İstişare Heyeti Başkanı
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Mehmet Emin Atmaca
Kose Yazari
Mehmet Emin Atmaca, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
BİTMEYEN YOLLARIN GÖLGESİNDE BİR ŞEHİR: TOKAT İÇİN ULAŞIM ARTIK BİR LÜKS DEĞİL, STRATEJİK BİR MECBURİYETTİR
Tokat'ın ulaşım projeleri neden stratejik önem taşıyor? Çamlıbel Tüneli, Topçam-Erbaa yolu, Tokat-Almus Tünel Yolu ve ilçe bağlantı yolları üzerinden ulaşım yatırımlarının turizm, tarım, ekonomi ve bölgesel kalkınmaya etkisini ele alan kapsamlı değerlendirme.
TOKAT İSTİŞARE HEYETİMİZİN ÖNERİSİDİR (5) TOKAT’IMIZIN GELECEĞİ:
Tokat İçin Ortak Akıl Çağrısı: “İstişareyle Geleceği İnşa Edelim” Tokat İstişare Heyeti, şehrin kalkınması için siyaset, bürokrasi ve sivil toplumun ortak hareket etmesi gerektiğini açıkladı.
AYNA & ŞEHİR
Bir şehrin gerçek sahibi kimdir? Hukuken devlet mi, yoksa o şehirde yaşayan insanlar mı? Aidiyet duygusunun kaybolduğu noktada başlayan sahipsizlik algısı ve bunun şehirlere etkisi üzerine düşündüren bir yazı.
BEHZAT DERESİ: TOKAT’IN HAFIZASI, GELECEĞİ ve TAŞKIN GERÇEĞİ
Tokat’ın kalbindeki Behzat Deresi için taşkın uyarısı! Akademik raporlar, sel riski, kapalı dere yatakları ve Yeşilırmak bağlantısındaki tehlikeleri ortaya koyuyor. Uzmanlar, modern şehircilik ve afet yönetimi için acil önlem çağrısı yapıyor.