KÖŞE YAZISI

ŞANTAJ GAZETECİLİĞİNİ KİM BESLİYOR?

Kadir ÖZBİLGİN
Reklam

 

Yerel medyada son yıllarda sıkça tartışılan bir konu var: gazetecilik mi yapılıyor, yoksa dijital şantaj mı?

Bu sorunun cevabını ararken çoğu zaman yalnızca bir taraf konuşuluyor. Yani kendini gazeteci olarak tanıtıp sosyal medya üzerinden baskı kuran kişiler.

Oysa bu hikâyenin görünmeyen bir tarafı daha var ve o taraf konuşulmadan sorun çözülmez.

Çünkü bir gerçeği kabul etmek gerekir. Şantaj tek başına yaşayamaz.

Şantajın yaşayabilmesi için onu besleyen bir düzen gerekir.

Bugün kimi şehirlerde şu tablo oluşmuştur:

Bir sosyal medya hesabı açılır. Bir kurum hakkında ima içeren paylaşımlar yapılır. Eleştirinin dozu giderek yükselir. Hedef gösteren ifadeler kullanılır. Bir süre sonra ilginç bir değişim olur.

Eleştiriler biter. Yerini övgüler alır. Sessizlik başlar.  Üstelik bunu yapan kişi bir anda çark değiştirir ve “şantaj gazeteciği eleştiren”  sözde paylaşımlarda bulunur. Bu kendini aklama çabasıdır.

Peki, ne değişmiştir?

Çoğu zaman değişen şey gerçeğin kendisi değildir. Değişen şey ilişkidir.

Bazı kurumlar, bazı yöneticiler ve bazı iş insanları bu tür hesaplarla “iyi geçinmenin” daha güvenli olduğunu düşünür.

“Başımıza iş açmasın.” “Bizimle uğraşmasın.” “Adımızı yazmasın.”

Ve böylece sessiz bir anlaşma doğar. Reklamlar verilir. Maddi destekler sağlanır. Övgü dolu paylaşımlar başlar.

Ama burada sorulması gereken çok önemli bir soru vardır. Bu paralar kime verilmektedir?

Gazeteciliğe mi? Yoksa sus payına mı?

Eğer bir kurum eleştiriden kurtulmak için para veriyorsa, bu reklam değildir. Eğer bir kişi hakkında olumsuz yazılmaması için ilişki kuruluyorsa, bu medya ilişkisi değildir.

Bu sadece bir şeydir: Şantaj düzeninin beslenmesi.

Ve bu düzen büyüdükçe gerçek gazetecilik zarar görür. Çünkü gerçek gazetecilik kolay bir iş değildir.

Gazeteci maaş öder. Ofis tutar. Vergi verir. Haber üretir. Sorumluluk taşır.

Ama bir tarafta hiçbir kurumsal yapısı olmayan, hiçbir mali yükümlülüğü bulunmayan ve yalnızca sosyal medya üzerinden faaliyet gösteren kişiler aynı “gazeteci” etiketiyle dolaştığında, mesleğin itibarı zedelenir.

Bu yüzden sorunun yalnızca bir tarafını konuşmak yeterli değildir.

Evet, dijital şantaj yapan kişiler sorunludur. Ama onları besleyenler de bu sorunun parçasıdır.

Korkuyla verilen reklamlar… Sessizlik karşılığı yapılan destekler… Eleştiriyi susturmak için kurulan ilişkiler… Bunların hepsi aynı düzenin parçalarıdır.

Oysa güçlü bir şehir için güçlü bir basın gerekir. Güçlü bir basın ise korkuyla değil, ilkelerle yaşar.

Bu yüzden artık şu soruyu yalnızca gazetecilere değil, kurumlara da sormak gerekir:

Gerçek gazeteciliği mi destekliyorsunuz? Yoksa şantaj düzenini mi büyütüyorsunuz?

 

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Kadir ÖZBİLGİN

Kadir ÖZBİLGİN

Kose Yazari

9 YAZISI VAR

Kadir ÖZBİLGİN, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ