Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Hayat yolculuğunda en çok yorulduğumuz anlar, gaza bastığımız ama aracın ilerlemediği o "bekleme" anlarıdır. Bir telefon bekleriz, bir haber bekleriz, bir iyileşme ya da bir mucize... Beklemeyi, zamanın boşa harcanması, hayatın durması sanırız. Oysa duraklar, yolun kusuru değil, yolculuğun sıhhati için planlanmış mola yerleridir. Beklemeyi bilmeyen zamanın akışını da anlamaz.
Kaderin bir takvimi, zamanın ise kendine has bir ritmi vardır. Bizim sabırsızlığımız, o ilahi saati hızlandırmaz; sadece bizim huzurumuzu kaçırır. Çoğu zaman bir durağa vardığımızda, "Neden hala buradayız?" diye sızlanırız. Oysa o durak, belki de bir sonraki dik yokuşu çıkabilmemiz için ruhumuzun dinlenmesi, heybemizin dolması gereken yerdir. Her şeyin, her olayın her anın bir zamanı vardır.
Her tohumun olgunlaşması, meyve vermesi için bir zaman vardır. Kelebeğin kozasından çıkması için bir zaman vardır. Bir yerden bir yere gidebilmek için bir zaman geçmesi gerekir. Zaman öyle bir şeydir ki insanın sabrının sınırlarındadır.
Zamanı zorlamak, kırmızı ışıkta kornaya basmaya benzer. Ne ışık daha çabuk yeşile döner ne de yol açılır; sadece çevrenizdeki sessizliği ve kendi nezaketinizi bozmuş olursunuz. Etrafımızda böyle çok fazla insan var trafikte görürsünüz. Kaderin durakları, aslında bize birer aynadır. "Neden olmuyor?" diye öfkelendiğimiz o anlarda, zaman bize "Henüz hazır değilsin" ya da "Bu yol senin için güvenli değil" diyordur.
Unutmayın; güneş vaktinden önce doğmaz, çiçek mevsiminden önce açmaz. Zamanı zorlamak kaderi değiştirmez, sadece o kaderin size getireceği hediyenin tadını bozar.
Bu hafta, hayatınızda "beklediğiniz" o durağa bir bakın. Orada öylece durup saate mi bakıyorsunuz, yoksa o durağın size ne anlatmak istediğini mi dinliyorsunuz? Belki de o durak, varmak istediğiniz yerden çok daha kıymetli dersler saklıyordur içinde.
Acele etme, yol bitmez. Önemli olan vardığında oradaki manzarayı görecek gözünün kalmasıdır."
O zaman bugünün sorusu bu olsun: "Şu an hayatında 'neden gecikiyor?' dediğin o şey, aslında seni hangi büyük yanlıştan koruyor ya da seni hangi büyük olgunluğa hazırlıyor olabilir?"
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar
Modern Dünyanın Unutulan Refakatçisi
Ruhunuz geride kalmış olabilir… Peki siz hala ilerlediğinizi mi sanıyorsunuz? Modern insanın içsel yolculuğunu sorgulatan güçlü bir yazı.