Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Araya biraz zaman girdi biraz geciktik ama biz konumuza devam edelim dikiz aynasından bahsetmiştik; arkada kalanların bizi nasıl rehin aldığından... Bu hafta, direksiyonun hemen önündeki o en geniş, en berrak ama en çok ihmal ettiğimiz pencereye dönelim: Ön camdan süzülen "Şimdi"ye.
Hayat, tuhaf bir şekilde ya "olmuş olanlar" ya da "olacak olanlar" arasında mekik dokurken ıskaladığımız o kıymetli anlardan ibaret. Çoğumuz, harika bir akşam yemeği yerken bile ya dünkü tartışmanın tadını masaya getiriyoruz ya da yarın ödeyeceğimiz faturanın stresini... Sonuç mu? O yemeğin ne tadı kalıyor ne kokusu. Yani o anın hakkını, geçmişin gölgesine ya da geleceğin kaygısına kurban ediyoruz.
Her zorlukta veya bir değişimde şunu soruyorum kendime: "Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?" Eğer öyleyse, vardığında da başka bir yere varmayı bekliyor olacaksın. Çünkü zihin, "orada" ya da "o zaman" olmaya alıştığında, "burada" ve "şimdi" olmayı bir türlü beceremez.
Hakikat şudur: Geçmişten aldığımız dersler bizim pusulamız, geleceğe dair hayallerimiz ise rotamızdır. Ancak yolun kendisi, şu an tekerleğin altından akıp giden asfalttır. Pusulaya çok uzun bakarsanız yolu şaşırırsınız, haritaya dalıp giderseniz önünüzdeki çukuru göremezsiniz.
İçinizdeki o bilge Muavin size fısıldar: "Geçmişi bir yük gibi değil, bir heybe dolusu tecrübe gibi taşı. Geleceği bir korku tüneli değil, bir merak yolculuğu gibi hayal et. Ama bakışlarını ön camdan ayırma; çünkü hayat sadece o camın içinden akan 'an'da yaşanıyor."
Anın tadını çıkarmak, her şeyin mükemmel olması demek değildir. Anın tadını çıkarmak; yağmur yağıyorsa ıslanmanın, güneş varsa ısınmanın, yokuş çıkılıyorsa yorulmanın hakkını vermektir. Kendi seçimlerimizin sonucunda, o an nerede duruyorsak, o durağın kokusunu içimize çekebilme cesaretidir.
Kuş gibi olmalısın her yolculuğunda etrafına keyifle bakarak,
Taş gibi olmalısın yattığın yerde
Uyumak istediğinde her zerrenle uyumalısın,
Bazen su gibi bazen de ateş gibi olmalısın.
Yanacağın zaman her zerrenle yanmalı,
Akacağın zaman da her yeri yeşillendirerek akmalısın
Bu hafta bir deneme yapın: Bir çay içerken sadece o çayın sıcaklığını ve tadını düşünün. Bir dostunuzla konuşurken telefonunuzun ekranına değil, onun gözlerinin içindeki hakikate bakın. Göreceksiniz ki, ön camın tozunu sildiğinizde yol sadece daha güvenli değil, çok daha güzel görünecek.
Bugünün sorusu: "Bugün hayatında sadece 'şimdi' var olsaydı; ne geçmişin pişmanlığı ne geleceğin kaygısı seni bağlamasaydı, şu an elindeki o sıradan anı nasıl bir şölene çevirirdin?"
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar
Modern Dünyanın Unutulan Refakatçisi
Ruhunuz geride kalmış olabilir… Peki siz hala ilerlediğinizi mi sanıyorsunuz? Modern insanın içsel yolculuğunu sorgulatan güçlü bir yazı.