KÖŞE YAZISI

​3 MAYIS  BİR DURUŞUN İMANIN VE KÜLTÜREL MİRASIN EMANETİ

Reklam

 

​Bugün 3 Mayıs. 
Takvimler bize sadece bir tarihi hatırlatmakla kalmıyor; aynı zamanda bir fikrin, bir inancın ve Anadolu’nun özünden süzülüp gelen bir duruşun ne kadar büyük bedellerle harmanlandığını fısıldıyor. 1944 yılında Ankara’nın o vakur ikliminde filizlenen o hareket, Türk milliyetçiliği tarihinin en samimi ve en çileli sayfalarından biridir.

​Sloganların Ötesinde Bir Derinlik
​Günümüzde milliyetçilik kavramı bazen sadece heyecanlı kelimelere veya anlık tepkilere sığdırılmaya çalışılsa da, 3 Mayıs ruhu bizlere çok daha derin bir hakikati anlatır. 
O gün "Tabutluklar" denilen o daracık hücrelerde sınanan irade, sadece siyasi bir tavır değil; dilimize, tarihimize ve kadim geleneklerimize duyulan sarsılmaz bir sadakattir.

​Bu kutlu davada bayrağı en ön saflarda taşıyan; kalemini kılıçtan keskin kılan Hüseyin Nihal Atsız, genç bir teğmen vakarıyla sarsılmaz bir irade sergileyen Alparslan Türkeş, engin bilgisiyle tarihimize ışık tutan Zeki Velidi Togan, Türk dünyasının dertleriyle dertlenen Reha Oğuz Türkkan, Nejdet Sançar, Fethi Tevetoğlu ve beraberindeki nice vatan sevdalısı, o günlerde sadece bedenlerini değil, korkularını da o hücrelere hapsettiler. Onların çektiği çile, bugün bizlerin yolunu aydınlanan bir meşaleye dönüşmüştür.

​Köklerimize Sadakat, 
Yarınlara Liyakat
​Genç kuşaklarımızın heyecanını kıymetli bulmakla birlikte, bu heyecanın mutlaka bilgiyle, edeple ve liyakatle taçlanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü köklerinden habersiz bir rüzgâr, ne kadar sert eserse essin, bir medeniyet inşa edemez. Bizim milliyetçilik anlayışımız; sadece bir aidiyet etiketi değil, aynı zamanda sarsılmaz bir iman ve inanç meselesidir. 
Bu davanın temelinde, vatan sevgisini imandan sayan o yüce anlayış yatar. İnançsız bir milliyetçilik, ruhsuz bir bedene benzer; ayakta durur ama can veremez.
​Bu yüzden gençlerimiz; hem milli bir şuurla hem de manevi bir derinlikle donanmalı, attıkları her adımı Allah rızası ve millet sevdasıyla birleştirmelidir. 
Gerçek milliyetçilik; okumayı, araştırmayı, geleneksel sanatlarımızdan aile değerlerimize kadar her bir detayı, imanlı bir yüreğin titizliğiyle ilmek ilmek işlemeyi gerektirir. Eskilerin "Anadolu irfanı" dediği o derin hikmet, aslında 3 Mayıs ruhunun tam kalbidir. O ruh; dürüstlüğü, çalışkanlığı, inancı ve vatanına sadece sözle değil, ürettiği değerle bağlı olmayı öğütler.

​ Bitmeyen Bir Dua
​3 Mayıs 1944’ün o devleşen isimlerini bugün rahmet, minnet ve  dualarla ile yâd ederken; asıl mirasın sadece tozlu kitap sayfalarında değil, bizim damarlarımızdaki o asil duruşta saklı olduğunu biliyoruz. Onlar, en karanlık gecelerde bile "vatan" diyerek sabretmiş, tabutlukların soğuk duvarlarını sarsılmaz imanlarıyla ısıtmışlardır.

​Bize bıraktıkları asıl miras; eğilmeyen bir baş, kirlenmeyen bir vicdan ve bu toprağın her bir zerresine duyulan o mukaddes sevdadır. Bu emanet; bir annenin duasında, bir öğretmenin sabrında, bir ustanın emeğinde ve vatan için çarpan her temiz yürekte sonsuza dek yankılanacaktır. 

Bizler, o gün çekilen çileleri kalbimize nakşederek yürümeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kökünde rahmet olanın, geleceğinde mutlaka zafer vardır.
​Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Köklerimize sadakatle, geleceğe umutla...

 3 Mayıs Türkçüler Günü kutlu olsun.

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı

Kose Yazari

21 YAZISI VAR

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ