KÖŞE YAZISI

IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT

Reklam

​Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, ıhlamur denildiğinde akla ilk gelen şey bellidir:

Baharı müjdeleyen o büyüleyici koku, sonbaharda sararıp dökülen yapraklar ve kış aylarında pencereler buğulanırken demlikten yükselen o şifalı buğu...

Diğer şehirlerde bir keyif, bir sığınak ya da mevsimlik bir dosttur ıhlamur.
​Ancak yolunuz Tokat’a düştüğünde, bu ilişki bir fincan çayın tesellisinden çok daha ötesine geçer.
 Burada ıhlamur ağacıyla kurulan bağ, doğanın bir parçası olmaktan çıkıp bir zanaatın atan kalbine, alın terinin gövdesine ve asırlık bir geleneğin "ekmek kapısına" dönüşür.
​Çünkü Tokat’ta ıhlamur, sadece içilmez; yaşanır ve yaşatır.
​Şifadan Sanata Uyanan Bir Ruh
​Başka diyarlarda ıhlamur çiçekleri demliklerin dibinde sessizce ömrünü tamamlarken, Tokat’ın o tarih kokan sokaklarında bu ağacın gövdesi yepyeni ve ölümsüz bir hayata uyanır.

Tokat’ın göz nuru, asırlık el baskısı yazmaları, o zarif motiflerine ancak ve ancak ıhlamur ağacının sabırlı dokusu sayesinde kavuşur.

Sertliğe bükülmeyen ama ustanın keskisi karşısında da uysalca şekil alan o asil gövde, adeta dile gelir.
​Bir ustanın günlerce, gecelerce göz nuru dökerek bir nakkaş gibi işlediği o "kalıplar", aslında ıhlamurun dünyaya bıraktığı en güzel mirastır.

Çizilen her bir desen ahşabın kalbine oyulur; ağaç, kök boyayla buluştuğunda bitki olmaktan çoktan çıkmıştır.

O artık yüzlerce ailenin sofrasındaki aş, çocukların okul önlüğü, hanelerin bereketidir.

O yüzden ıhlamur, Tokat’ta sadece bir odun parçası değildir; şehrin kültürel hafızasını kumaşlara mühürleyen vefakar bir arkadaştır.
​Sokaklarda Yankılanan Ritmin Sırrı
​Yazmacılar Hanı’nın yakınlarından geçerseniz, kulaklarınıza çalınan o ritmik "tık... tık..." seslerini bilirsiniz.

İşte o ses, sadece kumaşa vuran tahtanın çıkardığı bir gürültü değil, ıhlamurun kalbinin atışıdır.

Tokat sokaklarında bir yandan kaynayan ıhlamur çayının kokusu tüterken, diğer yandan o ıhlamur kalıplarının sesi şehre bir gurur senfonisi fısıldar.

Mevsimi geçince diğer illerde unutulan, yapraklarını döküp kendi kabuğuna çekilen ıhlamur ağacı, Tokatlı bir yazma ustası için yılın her günü elinin altında çarpan bir can, en kıymetli sırdaştır.

Kumaşa basılan, her bir çizgisine bir ömür adanan o "Çengelköy" ya da "Tokat Kandili" desenleri, aslında ıhlamurun gövdesinden süzülüp gelen birer sanat damlasıdır. Ihlamur burada ağaçlığını unutmuş, geleneği geleceğe, dünü yarına bağlayan sadık bir köprü olmuştur.

​Özetle; eğer bir gün yolunuz bu kadim topraklara düşerse, içtiğiniz bir bardak ıhlamur size sadece huzur vermesin.

Başınızı kaldırıp çevrenize şöyle bir bakın.

Dükkanları süsleyen, kadınların omuzlarında can bulan o renkli yazmaların ardında derin bir saygı duruşu saklıdır.
​Orada; bir ağacın bir şehre nasıl can suyu olduğunu, nasıl bir ekmek kapısına dönüştüğünü ve sessizce bir halkın kaderini nasıl güzelleştirdiğini göreceksiniz.

Ihlamurun kokusunu içine çeken bu şehir, onun gövdesinden aldığı güçle geçmişini geleceğe taşımaya devam ediyor.
​Ne mutlu o ağacın dilinden anlayan ustalara, ne mutlu o mirası yaşatan ellere...

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı

Kose Yazari

21 YAZISI VAR

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ