ZİHİN İKNA OLUR DA KALP UNUTUR MU?
Geçtiğimiz günlerde eski bir dostla eski zamanlar üzerine hasbihal ederken, laf döndü dolaştı insan ilişkilerindeki o eski zarafete geldi.
Günümüzün o koşturmacalı, dijitalleşen ve ne yazık ki giderek hırçınlaşan dünyasında en çok neyi kaybettiğimizi düşündüm.
Cevap, tam da kalbimizin ortasından vurdu bizi: Üslup.
Hani o eskilerin "kelamın namusu" dediği, sözü söylemeden önce kalbin imbiğinden geçirdiği o zarif ölçü…
Bugün hepimiz haklı olmanın, doğruyu söylemenin, tartışmalardan galip çıkmanın peşindeyiz.
Elbette hakikat kıymetlidir ve her daim dile getirilmelidir. Ancak gözden kaçırdığımız çok büyük bir sır var:
Ne söylediğimiz kadar, nasıl söylediğimiz de iz bırakır.
Bir söz, doğru bir üslupla söylendiğinde en katı kalplere bile şifa olabilirken; yanlış, hoyrat bir üslupla söylendiğinde onulmaz yaralar açabilir.
Asıl mesele, hakikati bir taş gibi muhatabımızın yüzüne fırlatmak değil, onu bir gül dalı gibi nezaketle sunabilmektir.
Çünkü üslup, sözün kalbe değdiği yerdir.
Kelamın Kanatlarını Kırmamak gerek
Anadolu’nun o köklü irfan geleneğine baktığımızda, kelimelerin birer sarraf titizliğiyle seçildiğini görürüz.
Büyüklerimiz boşuna "Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı yağ ile bal ede" dememişler.
İnsan ruhu nazendir, çabuk incinir.
Bir insanı fikren ikna edebilirsiniz, mantık kurallarıyla önünde aşılmaz duvarlar örebilirsiniz; fakat üslubunuzla onun kalbini kırdıysanız, aradaki bütün köprüleri kendi elinizle yıkmışsınız demektir.
Evet, belki zihin ikna olur ama kalp kendisine yapılan saygısızlığı, o hoyrat tonu asla unutmaz.
Doğru üslup; adaleti nezaketle, eleştiriyi zarafetle harmanlama sanatıdır.
Yıkmak için değil, inşa etmek için konuşmaktır.
Karşındakini ezmeden, kendi haklılığının kibrine kapılmadan kelimeleri birer köprü kılabilmektir.
Yanlış üslup ise, en haklı davayı bile haksızlığın karanlığına gömer.
Sertlik ve kibir, kelimelerin kanatlarını kırar; onları birer şifa vesilesi olmaktan çıkarıp birer silaha dönüştürür.
Heybemizde Ne Varsa Dışarıya O Sızar
Aslında üslubumuz, sadece karşımızdaki insanla olan ilişkimizi değil, bizim kendi iç dünyamızı, derinliğimizi ve asaletimizi de gösterir.
Bir testi, içinde ne varsa dışarıya onu sızdırır.
İçinde zarafet, şefkat ve merhamet taşıyanın dilinden dökülen de ancak zarafet olur.
Hayatın hızı içinde dönüp dururken, durup kelimelerimize bakmalıyız.
Biz bu dünyaya gönüller yıkmaya mı geldik, yoksa kırık gönüllere merhem olmaya mı?
Kelimelerimiz birer tohumsa, üslubumuz o tohumu yeşerten, ona can veren yağmurdur.
Gelin, bugün bir milat olsun. Dilimizin ayarını kalbimizin zarafetine eşitleyelim.
Sözümüzün her daim kalplere şifa olması, dokunduğu her gönle bahar getirmesi ümidiyle…
Kalın sağlıcakla.
Arzu Arslan
Sosyolog - Eğitimci - Aile Danışmanı
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.