Başkasının Verdiği Değeri Beğenmeyen, Önce Kendi Gösterdiği Değere Baksın
Başkasından Beklediğin Değeri, Önce Sen Vermelisin!
Hayatım boyunca şunu çok net gördüm: İnsanlar kendilerine gösterilen değerin hep en iyisini istiyor. Her kadın kraliçe gibi sevilmek, saygı görmek ve değer verilmek ister. Her erkek de aynı şekilde kıymet görmek, sözü dinlenmek ve takdir edilmek ister. Fakat dönüp baktığımızda, acaba biz karşımızdaki insana gerçekten hak ettiği değeri verebiliyor muyuz?
İnsanları küçümseyerek, kırarak, yok sayarak yaşayıp sonra da kendimize en yüksek değerin gösterilmesini beklemek bana adil gelmiyor. Çünkü hayatın en temel kurallarından biri şudur: Verdiğin değer, er ya da geç sana geri döner.
Bu durum sadece aile içinde değil; iş hayatında, arkadaşlıklarda ve toplumun her alanında karşımıza çıkıyor. Birbirimizi kolayca yargılıyor, etiketliyor, arkamızdan konuşuyor, kırıcı sözler söyleyebiliyoruz. Sonra da neden yalnız kaldığımızı, neden kimsenin yanımızda olmadığını sorguluyoruz.
Üstelik günümüzde bilgi kirliliği ve önyargılar öylesine arttı ki, bazen iyilik yapsanız bile karşılığını göremiyorsunuz. İnsanların mutlu günlerinde yanlarında oluyorsunuz, acılarını paylaşıyorsunuz, destek olmaya çalışıyorsunuz. Ama bir gün sizin ihtiyacınız olduğunda aynı insanların çoğunu göremiyorsunuz.
İşte burada devreye vefa giriyor.
Atalarımızın söylediği çok anlamlı bir söz vardır: "Kırk gün sırtında taşırsın, bir gün indirirsin, senden kötüsü olmaz." Bu söz, insanın yapılan iyiliği ne kadar çabuk unutabildiğini anlatıyor.
Bugün birçok insan iyiliği hep karşı taraftan bekliyor. Oysa iyilik beklenmez; iyilik başlatılır. Bir adımı önce sen atarsın. Bir gönlü önce sen alırsın. Bir özrü önce sen dilersin. Çünkü iyilik bulaşıcıdır.
Yıllar boyunca aile içindeki kırgınlıklara, akraba kavgalarına ve bitmek bilmeyen küslüklere şahit oldum. Kardeşlerin birbirine yabancılaştığını, amcaların, dayıların, teyzelerin, halaların birbirinden uzaklaştığını gördüm. İnsanlar şehir değiştirdi ama aslında gönüller birbirinden daha önce uzaklaşmıştı.
Bazen düşünüyorum; eğer herkesin yanlış olduğunu söylüyor ama kendimize hiç bakmıyorsak, belki de asıl eksik olan taraf biziz.
Bu yüzden önce kendime şu soruyu soruyorum:
"Ben kendime gerçekten değer veriyor muyum?"
Çünkü kendine değer vermeyen bir insanın başkasına değer vermesi de kolay değildir. Aynanın karşısına geçip insanın önce kendi davranışlarını sorgulaması gerekir.
Kadın olarak şuna da yürekten inanıyorum: Bir evlilikte kadın sadece yemek yapan, temizlik yapan ya da çocuk büyüten biri değildir. Kadın, eşinin hayat arkadaşıdır, yuvasının direğidir. Ona kraliçe gibi davranıldığında sevgisi de, emeği de, fedakârlığı da büyür.
Aynı şekilde erkek de sadece eve para getiren biri değildir. O da saygıya, sevgiye ve takdir edilmeye ihtiyaç duyar. Eşler birbirlerini yüceltmeye başladıklarında evlilik güçlenir. Birbirini küçümseyen değil, birbirini değerli hissettiren aileler mutlu olur.
Sonuç olarak şuna inanıyorum: Başkasından beklediğimiz değeri önce biz göstermeliyiz. Saygıyı önce biz vermeliyiz. Vefayı önce biz yaşatmalıyız.
Çünkü insanın gerçek zenginliği malı değil, gönlünde taşıdığı vefadır. Vefanın olduğu yerde sevgi büyür; sevginin olduğu yerde güven oluşur. Vefasızlığın hâkim olduğu yerde ise ne aile ayakta kalabilir ne dostluk ne de toplum.
Belki de değişim, hep başkasından beklediğimiz o ilk adımı kendimiz attığımız gün başlayacaktır.
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.