BİZ MESAJI DOĞRU ANLADIK: HADDİNİZİ BİLİN VE ELİNİZİ AİLEMİZDEN ÇEKİN!
Toplumlar sadece ekonomik krizlerle ya da siyasi dalgalanmalarla sarsılmazlar; asıl büyük yıkım, bir toplumu ayakta tutan değerler silsilesinin ticari kaygıların insafına terk edildiği, kutsalın sıradanlaştırıldığı an başlar.
Bugün "modernlik" ve "yaratıcı reklam stratejisi" maskesi altında sunulan bazı algı operasyonlarının, aile yapımızın en mukaddes kalesi olan annelik makamını itibarsızlaştırma çabası, basit bir iletişim kazası değildir.
Bu, toplumsal hafızamıza, kimliğimize ve geleceğimize yönelik ağır bir ihmal, hatta kasti bir hürmetsizliktir.
Bizim medeniyet tasavvurumuzda annelik, biyolojik bir sürecin çok ötesinde, bir "nesil inşa etme" davasıdır.
Bir anne sadece bir çocuk dünyaya getirmez; o, bir milletin ahlakını, karakterini ve geleceğini mayalar.
"Cennet annelerin ayakları altındadır" müjdesi, bu makama verilmiş kuru bir vaat değil; o ayakların altındaki tozun, uykusuz gecelerin, akıtılan gözyaşlarının ve bir başkasının hayatı adına kendi hayatından vazgeçişin bedelidir.
Bir evladı topluma faydalı, erdemli ve vicdanlı bir birey olarak kazandırmak; sabırla işlenen bir nakış, iğneyle kazılan bir kuyudur.
Bu devasa emeği, bu manevi ağırlığı başka bir canlıya duyulan şefkatle aynı kefeye koymak, o emeğin kutsiyetine karşı yapılmış en büyük nezaketsizliktir.
Anadolu irfanı, bize yaratılan her cana "Yaradan’dan ötürü" şefkat göstermeyi miras bırakmıştır.
Kapımızdaki kediye bir kap su vermek bizim inancımızın gereğidir ve başımızın üstünde yeri vardır.
Ancak hayvan sevgisini yüceltmek adına, annelik gibi eşsiz bir makamı bu sevgiyle yarıştırmak, sevgiler arasında bir hiyerarşi kargaşası yaratmaktır.
Ticari bir ilgi odağı yaratmak uğruna bir hayvanı "evlat" sıfatıyla annelik makamına ortak etmek; bir annenin evladına adadığı yılları ve toplumu ayakta tutan o "insan yetiştirme" mucizesini basitleştirmektir.
Şunu net bir şekilde ifade edelim: Biz mesajı doğru anladık ve tam da anladığımız şeye itiraz ediyoruz!
Bu konudaki toplumsal refleksi "yanlış anlama" veya "ayrımcılık" gibi yaftalarla sulandırmaya çalışmak, yapılan yanlışı örtbas etme çabasıdır.
Biz, verilmek istenen mesajın alt metnindeki "değerleri eşitleme" ve "kutsalı sıradanlaştırma" niyetini görüyoruz.
Kendi fantezilerinizi, köksüz ideolojilerinizi ya da ticari hırslarınızı bu toplumun "yeni normali" gibi dayatamazsınız.
Burası; değerlerine, inancına ve binlerce yıllık aile ahlakına sadık insanların memleketidir.
Son Söz: Köpekle Çocuğumu Aynı Kefeye Koyamazsınız!
Görüyoruz ki; üzerimizde toplumsal olarak oynanan kirli oyunların hedefinde, bizi biz yapan son kalemiz olan aile var.
Ancak kimse şunu unutmasın: Benim çocuğumla kurduğum bağ, sadece bir "sevgi" meselesi değil; bir ömrün o evladın ruhuna, karakterine ve geleceğine adanmasıdır.
Benim evladım için döktüğüm alın teri, uykusuz geçirdiğim her bir saniye, onun her bir adımıyla ilmek ilmek işlediğim o mukaddes değerler; hiçbir ticari meta ya da sahte bir "evlat" yakıştırmasıyla kıyaslanamaz.
Açıkça ve ilan ederek söylüyoruz:
Köpekle çocuğumu aynı kefeye koyamazsınız!
Bir canlının başını okşamakla bir insanı edeple yetiştirmek arasındaki o derin uçurumu, reklam sloganlarıyla kapatamazsınız.
Elinizi ailenin, elinizi annelik makamının üzerinden çekin!
Bizim evlatlarımıza adadığımız ömür ve o eşsiz bağ, sizin "pazarlama stratejilerinizden" çok daha mukaddestir.
Son kalemizi savunmak, evladımızın hukukunu korumak sadece bir anne duyarlılığı değil, bu millete olan vefa borcumuzdur.
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.