EY SEVGİLİ EN SEVGİLİ SANA SÖYLEYECEKLERİM VAR
EY SEVGİLİ...
EN SEVGİLİ...
Sana Şikâyetim Var!
"Ey sevgili, en sevgili...
Sana söyleyeceklerim var, sana derin bir sızıyla, kelimelerin düğümlendiği bir yürekle şikâyetim var..."
Güllerin Efendisi, Sevgililer Sevgilisi… Bugün, âlemlere rahmet olarak teşrif ettiğin, insanlığın üzerine doğan o kutlu güneşin yıl dönümü. Seni anmak, Medine kokulu o altın çağın hatırasını yâd etmek değil; bugün içinde boğulduğumuz, kaskatı kesilmiş bu merhametsiz dünyada senin o asil nefesine, o kucaklayan adaletine, o incelikli ahlakına ne kadar muhtaç olduğumuzu haykırmak demektir.
Sana söyleyeceklerim var ey sevgili;
kapına getirecek dağ gibi bir yüküm, huzuruna dökecek kanayan bir yaram var.
Asrın Sükûtu ve Yeryüzünün Kapanmayan yaraları var.
Bugün medeniyetin o huzur ikliminden,
o kardeşlik ikliminden fersah fersah uzaktayız. Gözlerimizin önünde yakılan, yıkılan, insafa dair ne varsa küle döndürülen bir insanlık tablosu var.
Huzuruna yeryüzünün dört bir yanından sökün edip gelen o acı feryatları getiriyorum:
Filistin de Gazze sokaklarında bombalar altında can veren, evleri başlarına yıkılan, annelerin kucaklarında cansız yatan, masumiyetleri tabutlara sığmayan o yavruların ahını,
Doğu Türkistan da Kimliklerinden, inançlarından, inandıkları değerlerden koparılmak istenen, yıllardır sesini dünyaya duyuramayan, sessiz çığlıkları boğazlarında düğümlenen mazlumların feryadını,
Myanmar, Suriye, Irak ve İran da Yıkıntılar arasında, bombaların gölgesinde hayatta kalma mücadelesi verenlerin çaresizliğini,
Afganistan da Kaosun ve yokluğun ortasında evladını toprağa veren anaları, her sabah öksüz ve yetim uyanan çocukları, açlıktan yorgun düşen masum yavruları sana şikâyet ediyorum.
Yeryüzü bugün, senin bıraktığın o güzel ahlakın, o nebevi merhametin rüzgârından tamamen yoksun; güçlü olanın haklı sayıldığı, zayıfın ezildiği karanlık bir orman kanununa mahkûm edilmiş durumda.
Liyakatin unutulduğu, emanetlerin ehil olmayan ellerde zayi edildiği, kul hakkının en sıradan bir alışkanlık gibi çiğnendiği bir asrı yaşıyoruz.
Dağınıklığımızın Ağır Bedeli ve Vebali büyük...
Ey Kudret Sahibi Yaratıcı'nın en sevgili habibi...
Sana bu şikâyetleri getirirken, boynumuzu büküyor, asıl acı tablonun sebebini kendi kapımıza, kendi gafletimize bırakıyoruz.
Bugün bu zulümler durmuyorsa, masumların kanı oluk oluk akıyorsa, haksızlıklar dünyayı sarmışsa; bunun en büyük alt zeminini bizim dağınıklığımız, bir araya gelip tek bir yürek olamayışımız hazırlıyor. Kardeşlik hukukunu unutan, çıkarlarını ve nefislerini ümmet bilincinin önüne koyan, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyerek susan bizler; ne yazık ki bu zulümlerin sessiz ortaklarıyız. Zayıflığın, tefrikanın ve acziyetin faturasını her defasında yine en masumlar, savunmasız çocuklar ve anneler ödüyor. Biz bir olamadığımız, birlik olup ses yükseltemediğimiz için zalimler bu kadar cesur davranıyor.
Güçlü Olma Mecburiyeti ve Bir Yakarış içerisindeyiz.
Artık çok geç olmadan idrak ediyoruz ki; İslam coğrafyasının huzura kavuşması, mazlumların gözyaşının dinmesi için Müslümanın güçlü olması şarttır. Sadece askeri veya iktisadi anlamda değil; ahlakta, ilimde, irfanda ve en önemlisi birlik, beraberlik ve kardeşlik şuurunda tek bir yürek olmak zorundayız. Güçlü bir irade ortaya koyamadığımız, haksızlıklar karşısında dağ gibi duramadığımız her gün, bu zulüm çarkı biraz daha dönmeye devam edecek.
Bizler, etrafımızı sarmış bu manevi karanlıkla mücadele etmekten, kendi dağınıklığımızın acısından ve çaresizliğinden yorulduk.
Allah’ım
Ne olur, bizi bu liyakatsizliğin, bu parçalanmışlığın ve bu adaletsizliğin elinde yalnız bırakma. Ümmete uyanış, yeniden kardeş olma bilinci ve hakikati ayakta daim tutma şuuru nasip eyle.
Sonsuz hasret, gözyaşları ve dualarımızla salat ve selam sana olsun...
Ey sevgili...
En sevgili....
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.