Güçlüklerin Gölgesinde Bir Avuç Alın Teri
Bugün 1 Mayıs... Takvimler baharın en güzel günlerinden birini müjdelerken, biz emekçiler için bu tarih sadece bir tatil değil, kalbimizin aynasıdır. Bu yazı, sabahın seherinde yollara düşenlerin, gün boyu tezgâh başında dirsek çürütenlerin, göz nurunu iğne oyası gibi hayata işleyenlerin ve tüm zorluklara rağmen "evvela helal lokma " diyerek işine sarılanların hikâyesidir.
Bugünlerde hayatın yükü, hepimizin omuzlarında biraz daha ağır. Bazen çevremizde uzayan gölgeler ruhumuzu daraltıyor, bazen kendimizi bir fırtınanın ortasında, sesimizi duyurmaya çalışan sessiz bir nefer gibi hissediyoruz. Ancak unutmamalıyız ki; en kıymetli elmaslar en yüksek basınç altında, en güzel çiçekler ise kayaların arasındaki o incecik çatlaklarda, yani tam da "güçlüklerin gölgesinde" yetişir.
Emek denince akla sadece fiziksel bir güç gelmesin. Emek; bir ustanın geleneksel bir deseni çiniye nakşederken titreyen elindeki dikkattir. Bir işçinin, ürettiği her parçada "bu benim imzamdır" diyerek gösterdiği sadakattir. Bizim ellerimizdeki nasırlar veya zihnimizdeki yorgunluklar, aslında bu dünyaya bıraktığımız en dürüst mektuplardır. Bir avuç alın terinin içine sığdırılan o helal lokma arayışı, dünyanın tüm gösterişli ışıklarından daha parlaktır. Çünkü biz biliriz ki; emekle yoğrulmayan her başarı, rüzgârın önündeki saman çöpü gibidir; savrulur gider. Ama terle sulanan her iş, asırlar geçse de o toprağın hafızasında kalır.
Dayanışma: Görünmez Bağlarımız
Çalışma hayatı sadece bir binanın içinde bulunmak değil, bir gönül birliğinin parçası olmaktır. Bazen kendimizi yorgun, hatta biraz kırgın hissettiğimiz anlar olur. İşte o zamanlarda imdadımıza yine o kadim "yardımlaşma" ruhu yetişir. Mesai arkadaşının gözündeki bir damla kederi fark edip ona bir bardak sıcak çay uzatmak, "merak etme, birlikte hallederiz" diyebilmek, aslında dünyanın en büyük dayanışmasıdır. Bizler, birbirimizin sadece iş arkadaşı değil, bu hayat yolculuğundaki sığınaklarıyız. Bir kurumun gerçek gücü, sadece duvarlarından veya bütçesinden değil, çalışanlarının birbirine duyduğu o sessiz ve derin hürmetten gelir.
Yıllarını bir işe, bir sanata, bir kuruma vermiş olanların heybesinde sadece tecrübe değil, aynı zamanda muazzam bir sabır birikir. Bu sabır, zorluklar karşısında eğilmemeyi, adaletten sapmamayı ve her ne olursa olsun nezaketini korumayı öğretir bize. Bizim kavgamız hiçbir zaman yıkmakla değil, her zaman yapmayla, onarmayla ve yaşatmayla olmuştur. Geleneksel değerlerimizi modern dünyanın hızıyla harmanlarken, liyakatin ve emeğin baş tacı edildiği bir yarın hayal ediyoruz. Çocuklarımıza bırakacağımız en asil miras, onlara sunduğumuz imkânlar değil; zorluklar karşısında dahi karakterinden ödün vermeden, vakarla ve onurla çalışmış bir anne-babanın evladı olma gururudur.
Bugün kutlayacağımız bu bayram, hepimizin birer başarı öyküsü olduğunu hatırlatmalı bize. Gölgeler ne kadar uzun olursa olsun, güneş her sabah o bir avuç alın terinin üzerine doğmaya devam edecek. Bizler üretmeye, dokumaya, hayata can katmaya devam ettikçe; dünya daha adil ve daha güzel bir yer olacak.
Tüm mesai arkadaşlarımın, el emeğiyle dünyayı güzelleştiren kadınların, ömrünü helal rızık yoluna sermiş tüm işçi kardeşlerimin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.
Dualarımız bereketli, emeğimiz kıymetli, gönlümüz her daim huzurlu olsun.
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.