KÖŞE YAZISI

Hayal Etmeyelim, Büyük Düşünelim

Prof. Dr. Atilla Şenaylı
Reklam

“Yok canım”

“Haydi oradan”

“Kendini nerelerde görüyorsun?”

Bunlar, “boyumuzu aşan (!) konuşmalar” yaptığımızda duymaya alıştığımız sözlerdir. Büyük konuşmalarımıza verilen diğer tepkileri de buraya yazabiliriz, ama mesele zaten anlaşıldı, o yüzden gerekli değil. Konuştuğumuzda, büyük sözlerimizi bazıları, hatta çoğu kimse, hafife alır; bazılarına göre ise bu konuşmalar “Büyük Düşünmek” adıyla tanımlanır.

Bir atasözü der ki: “Büyük düşün ki isabet etme ihtimalin yüksek olsun.” Yani, büyük düşünmek beklenen sonuca ulaşmanın en olası yoldur ve kişi ayrımı yoktur, herkese gereklidir. Büyük düşünmek, zihin kullanmak demektir; gerçeklere yönelmek demektir. Hayal etmek ise karmaşıktır; sadece sonuca odaklanır, arada olacaklar düşünülmez. Büyük düşünmek ise tertiplidir; sebepleri de içerir, zaman içindeki değişimleri yönetmeye yöneliktir, en başından, bütün süreçteki gelişmelerle ilgilenir.

Büyük düşünenler, yapabilecekleri işleri ve ulaşabilecekleri hedefleri akıllarında canlandırır, gidişatın yol haritasını çizerler. Eğer başaramazlarsa, eksik olan öğeler nedeniyle o noktaya ulaşamamış demektir.

Peki, ne eksik olabilir? Destek, maddiyat, maneviyat, usul… vs. Ancak eksiklerden en önemlisi niyet.

Neden niyet önemlidir? Çünkü niyet etme, amaç edinmek ve azmetmekle ilişkilidir. Niyet ederken gerçekleşebilecek sorunlara, olaylara ve sonuçlara ruhen hazırlanırız, kendimizi hazırlarız; bu sayede amacımız doğrultusunda sabırlı ve kararlı kalırız.

Bir kişi, bilinçli ve bilinçsiz olarak, neden niyet etmez, yani bir başka deyişle, kesin karar vermez ya da azmetmez?

Çünkü bir şeyi yapmaya kesin karar verirsek ve o kararın sonuna kadar gitmeye azmedersek, bunun karşılığında yaşanabilecek sorunlara hazır olmamız, uğraşmamız, zorluklara dayanmamız ve değişen hayat şartlarına rağmen devam edebilmemiz gerekir. Fıtratımız gereği olabilecekleri tahmin edebildiğimiz için kesin karar vermeden, yani niyet etmeden, ortalama bir yol izleriz. Böylece, aslında, büyük hedeflere, sonuçlara varmayı kendi kendimize engellemiş oluruz; daha başlangıçta kaybetmiş oluruz.

Sonuçta büyük düşünmenin, kararlı olmakla ve hazır olmakla başlayan ince ama net bir çizgisi vardır. Ancak büyük düşünmemek için niyet etmemekle başlayan, ortalığa saçılmış, bizi amaçsız bırakan, sıradanlaştıran birçok sebep vardır.

Bir de genetiğimizi suçlama geleneğimiz var. “Biz böyleyiz canım, değişmeyiz.”, “Böyle gelmiş, böyle gidecek.”, “Ben kimim ki ve ne yapabilirim ki”, vsr..

Gerçekten öyle mi? Tarihimize geriye dönük bir bakalım.

Hukukta Ahmet Cevdet Paşa Mecelle’yi yazmıştır. Aslında çok güzel hazırlanmış, büyük düşünülmüş bir kanunlar manzumesi,

Sosyoloji, kültürde; Evliya Çelebi’nin çağının çok önünde.

Haritacılık; Piri Reis’in haritası

Oruç Reis’in Lipari Adası’nda çektirmelerle* İtalyan kalyonunu teslim alması (şimdiki fırkateyn ile uçak gemisinin kıyaslaması) (*: Çektirme: Kürekler ve yelkenler ilerleyen küçük hücum gemisi,daha çok korsanlıkta kullanılmış.)

Cezeri’nin sibernetik ve robotik çalışmaları

Anadolu alimlerinin kitapları gecelerinden fedakârlık ederek çoğaltmaları

İbn-i Sina’nın tıptaki başarıları… örnekler çoğaltılabilir.

Şimdi bunlar sıradan örnekler olarak görülebilir. Ancak büyük düşünmelerin somut örnekleridir.

Zamanımızda ne değişti ki artık böyle örnekler çıkaramıyoruz ya da son derece azaldı? Maalesef diyerek yazıyorum ki: niyet etmiyoruz, azmetmiyoruz, hazır olmuyoruz, gayret etmiyoruz, sabretmiyoruz, kurulmuş güzel sistemleri az bir menfaat için bozuyoruz ve çoğu zaman da vazgeçiyoruz.

Büyük düşünmek derken ne demek istediğimi birkaç örnekle değerlendirelim.

Yabancılar “Mars’a gideceğiz” diyorlar; ben de “Plüton gezegenine yerleşim kuralım” desem, alacağım tepkiler nasıl olur? Yazımızın başında yazdığım cümleleri, benzetmeleri duyarım herhalde, değil mi? Bu örnek belki 50 senelik bir plan ister, belki birçok teknoloji ve bilim dalının olağanüstü araştırmalar yapmasını gerektirir; birçok deneme-yanılma yaşanır, can sıkıntısı ve riskler ortaya çıkar. Yapılabilir mi? Yapılamayabilir ama o hedefe ulaşmak için atılan adımlarla birçok imkâna kapı açılır. Bu da bir tür isabet ettirmek değil mi?

 İşte verdiğim bu örnekteki gibi fikirlere “Neden olmasın?” diyebildiğimizde çok şey kazanacağımız bellidir.

“Neden olmasın” diyemeyen bir toplum gelişebilir mi? Hiçbir şey yapmadan, sorumluluk almadan kazanmak mümkün mü? Değil tabii ki.

Bir başka örnek vereyim: “Peki, sağlıkta büyük düşünelim,” desem. Çoğumuzun aklına büyük hastaneler, ileri teknoloji tedaviler vs. geliyorsa, bu büyük düşünme değildir. Sağlıkta büyük düşünmek, ülkede hiçbir kimsenin hastalanmamasını ve sağlıklı olmasını temin etmektir. Hangisi daha kolay: binlerce çeşit hastalığı tedavi etmeye çalışmak mı? Bir tane olan sağlığı korumak mı?

 Ne gerekli?

Bizler kararlı olacağız; sağlığa olumsuz etki eden birçok faktörün adını koyup bunların üzerine gidecek, oluşmalarını önleyeceğiz. Birçok konuyla ilgili olabilecek bilim dalları harekete geçecek ve çalışacaktır; birçok kurum da kendi açıdan çalışacaktır. Sonuçta sağlığı koruyarak kazanacağız. Yapılabilir mi? Yine “Neden olmasın?” diyen toplumlar kazanacak. “Mümkün değil” diyenler ortalamadan devam edecek, diyorum.

Son olarak, büyük düşünmek, ayakları yerden kesmek, birilerine çelme takmak, adaba ve kanuna uygun düşünmemek anlamına gelmez. Bilakis, büyük düşündüğümüzde; bilim, ilim ve usul dahilinde gayret etmek gerekir ki isabet etme ihtimali artsın.

Saygılarımla

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Prof. Dr. Atilla Şenaylı

Prof. Dr. Atilla Şenaylı

Kose Yazari

11 YAZISI VAR

Prof. Dr. Atilla Şenaylı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ