KÖŞE YAZISI

Kalite

Prof. Dr. Atilla Şenaylı
Reklam

Gelen bir şeyi hemen kabullenme gibi bir alışkanlığımız var. Çok seviyoruz. Gelen iyi niyetle geliyorsa, hep beraber faydasını görüyoruz. O halde burada niyet önemli. Niyeti anlamamız gerek.Peki nasıl yol almalı?

İki örnek vereyim, tabii ki sağlık üzerinden.

Sonra kendi düşüncelerimi de paylaşayım.

On beş yıl önce, çeşitli cerrahi branşlardan doktorların bir araya geldiği bir buluşmaya katılma fırsatım oldu. Sağlık Bakanlığı'nın üst düzey birkaç bürokratı da vardı.

O zamanlar bakanlıkta biraz faydam dokunuyordu. Şimdilerde, sanılanın aksine, ben ve benim zihniyetimdeki kişilerin sözleri geçersiz kalıyor.

Neyse, efendim. Dağıtmayayım.

Söz sözü açtı, meğer bakanlığımız yeni bir sistem getirecekmiş. İyi, güzel. Zahmet ettiler, bize de bilgilerini verdiler. Batı ülkelerinden birinin sağlık sistematiğinin bir kısmının uygulanması planlanmış. Yani olduğu gibi alıp “uygulamaya” başlayacaklarmış.

Herkes bir şeyler söyledi.

Benim çenem de durmaz tabii. Dedim ki; benzeri yaklaşımlar bizim de var, bizdeki olanı inceleyelim, kültürel özelliklerimizi tespit edelim. Onlardakine bakalım. Düzelteceğimiz yerler varsa, düzeltelim, kendi kültürümüze uygun şekilde uyarlayalım.

Buna istatistikte kültürel adaptasyon denir.

Yani bir kültür, hele Batı kültürü, bizim kültürümüzle benzeşmez; uyarlama gerektirir. Bunu ben söylemiyorum, bilim söylüyor.

Sonuç ne oldu?

Uygulanmadı tabii. Ama uyarlanmadı da.

İkinci örnek ise, hastane hizmetlerinin iyileştirilmesi ile ilgilidir. 21. Yüzyılın başlarında yalın hastane, hastane otomasyonu ve yönetim düzenlemeleri başladı. Bu da iyi, güzel.

2008 yılında Sağlık Hizmetleri İyileştirme Enstitüsü adlı Batı kaynaklı bir kuruluş, “Üçlü Amaç” adlı bir planla görüş ortaya koydu. Buna göre, hasta deneyimini iyileştirmek, toplum sağlığını geliştirmek ve kişi başına düşen maliyeti azaltmak gibi hedefler belirlediler.

Böylece amaçları, toplam kaliteyi artırmak, maliyeti düşürmek ve hasta memnuniyetini artırmak olacaktı.

Sonra bunlara sağlık çalışanlarının refahı ve sağlıkta eşitlik gibi amaçlar da ekleyip adına da “Beşli Amaç” dediler.

Çeşitli yapılandırmalarla biz de bu uygulamaya katılmış durumdayız: “e-nabız”, hastane dönüşümleri, evde sağlık hizmetleri, aile hekimliği, erken tanı sistemleri, koruyucu sağlık, genel sağlık sigortası, yerlileştirme politikaları, çalışanların refahı, sağlıkta eşitlik.

Bunlar yürürlükte, hepimiz biliyoruz. Uyguluyor olabiliriz, ancak başarı düzeyleri çok düşük ve kavramsal derinlik dışında pek çok özelliği yok, bana göre.

Neden mi?

Bizi anlamayan birilerinin “Kalite” adı altında düşündüğü, aslında kendileri için ürettiği, bizim uygulayıp uygulamayacağımızı hiç de önemsemeyecek olan birilerinin ortaya koyduğu bir sağlık sistemini alıp “güzelmiş” diye uygulamaya çalışıyoruz.

Zaten bildiğimiz şeyleri başkalarından dinleyip “Vay be,bu iyiymiş” diyoruz.

Nedir mesela?

Beşli amacı gerçekleştirmek için hastaneler hasta konforu için uygun olmalı. Bizde bunun adı: Ferahlık, Gönenç. İnsanların rahatlamasını, huzurlu olmasını sağlamak. Toplum yapımızda var mı? Var. Uyguluyor muyuz? Hayır.

İnsanlara nazik, ince, kibar davranarak rahat etmeleri kalite hedefidir; bizde bunun adı: Zarafet. Uygulama, yine yok.

Temizlik, kalite esaslarından biridir; bizde temizlik, ithal kriterlerle tanımlanamaz. Bir yönüyle Nezahat.

Yöneticilerin ön görüşlü olması ve sorunları çözmesi, mali ve idari sorun olmaması kriterleridir; bizde bunun karşılığı basiret. Yerini ne aldı? “İvedilikle, önemle, acilen”.

Kuruma bağlı hissetme, sahiplenme kriteri; aidiyet, vakfetme.

“Kalite Kriterleri” uzar gider. Hepsinin daha geniş ve güzel anlamları bizde de var; ancak biz “MÜMTAZ, VASIF” yönlerimizi, kalite diye yaptığımız tanımlamalarla yüceltmeye çalışıyoruz. Olur mu? Olmaz tabii.

Diyorum ki;

Teknoloji, bilim ve fikirleri değerlendirelim. Tamam, ama bazıları bu değerlendirmelerden düşük not alsın; bazılarına iyi düşünmüşsün, ama o bize uymaz. Ayrıca, bazıları da sorunlarımızı çözer; ama buna yeni bir şekil vereceğiz, bize uygun olacak, diyelim.

“Alın, bu da sizin sorunlarınızı çözsün; bu teknoloji, bilim ve fikir bizden diyebilelim.”

Dünya bir şeyi şöyle, böyle yapıyor diye bunu her zaman doğru olarak kabullenmeyelim..

Konunun başında belirttiğim gibi, biz geleni seviyoruz. Biz de olanın değerini unuttuğumuz için.

Unutmayalım.

PAYLAŞ

Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.

Reklam

BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Prof. Dr. Atilla Şenaylı

Prof. Dr. Atilla Şenaylı

Kose Yazari

11 YAZISI VAR

Prof. Dr. Atilla Şenaylı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.

YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI

TÜMÜ