Her Seçim Bir Vazgeçiştir
Geçen hafta direksiyonun başına geçmekten, o koltuğun asıl sahibinin kim olduğundan bahsetmiştik. Birçok kişinin "Evet, direksiyonu elime almalıyım ama ya yol yanlışsa?" dediğini duydum. İşte bugün o korkunun kaynağına, yani madalyonun öteki yüzüne bakacağız: Seçimlerin bedeline.
Hayat, bedava sunulan bir açık büfe değil, her tabağın sonunda bir faturanın geldiği şık ama sert bir restorandır. Bir yolu seçmek, diğer tüm yollardan vazgeçmektir. Bir şeye "Evet" dediğinizde, aynı anda binlerce şeye "Hayır" demiş olursunuz. İşte bu "Hayır"ların toplamı, seçtiğiniz o tek "Evet"in bedelidir.
Modern insan, hiçbir bedel ödemeden her şeye sahip olmak istiyor. Hem konforlu alanımda kalayım hem de hayatım değişsin hem risk almayayım hem de zirveye çıkayım... Oysa evrenin değişmez bir yasası vardır: Ödenmeyen hiçbir bedel, size ait olan bir zafer getirmez.
"Ruhun faturası, bedenininkinden daha ağır kesilir." Eğer siz başkaları mutlu olsun diye kendi hayalinizden vazgeçiyorsanız, o anlık huzurun bedelini yıllarca sürecek bir içsel çürüme ile ödersiniz. Ya da tam tersi; kendi sesinizi dinleyip sürüden ayrıldığınızda, bunun bedeli yalnızlık veya dışlanmak olabilir. Ama en azından o yalnızlık, başkalarının arasındaki o sahte kalabalıktan daha "sizin"dir.
Kendi seçimlerimizin sorumluluğunu almadığımızda, hayatın bize kestiği cezaları "şanssızlık" veya "kader" diye adlandırıyoruz. Oysa seçimlerimizin faturasını başkasına ödetmeye çalışmak, ruhumuzu bir çocuk gibi büyümemeye mahkûm etmektir. Kendi faturasını ödemeyen, kendi hayatının sahibi olamaz.
Bu hafta verdiğiniz kararların sadece meyvelerine değil, o meyveler için hangi dallardan vazgeçtiğinize bakın. Ödediğiniz bedel, ulaştığınız sonuca değiyor mu? Eğer değmiyorsa, faturayı kimin kestiğini değil, siparişi kimin verdiğini sorgulama vaktiniz gelmiş demektir.
Çünkü özgürlük, sadece istediğini yapmak değil; yaptığın şeyin tüm ağırlığını omuzlarında taşıyabilme cesaretidir.
Bugünün sorusu bu olsun: "Şu an ödemekten en çok korktuğun o bedel, aslında seni hangi büyük özgürlüğe taşıyacak olan köprü?"
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar