Herkes Haklıysa Sen Neredesin?
Geçtiğimiz haftalarda ruhumuzu yanımıza aldık, kusurlarımızla el sıkıştık, o meşhur "gölgelerimize" birer kahve ısmarladık. Her şey yolunda, içerisi biraz daha huzurlu... Ta ki o kapıyı açıp dış dünyaya, o devasa pazar yerine çıkana kadar.
Kapının ardında bizi bekleyen bir koro var: "O iş öyle yapılmaz", "Bu yaşta bu giyilir mi?", "Neden hala evlenmedin?", "O paraya o araba alınır mı?"... Her kafadan bir ses, her telden bir rota. Bir bakıyoruz ki, kendi içimizdeki o kısık sesli rehberin, o sadık Muavin’in fısıltısı, dışarıdaki megafonların gürültüsünde kaybolup gitmiş.
Şu sahneyi bir düşünün: Akşam yemeğindesiniz, arkadaş grubunuz hararetli bir konuyu tartışıyor. Aslında sizin kalbiniz bambaşka bir şey söylüyor ama sırf o huzur bozulmasın, kimse size "amma da tuhafsın be adam" demesin diye başınızı sallayıp onaylıyorsunuz. O an, sofradaki herkes sizi çok "uyumlu" buluyor ama masanın altındaki o yumruğunuzu sıktığınızı, ruhunuzun o "Evet" derken nasıl hıçkıra hıçkıra ağladığını kimse görmüyor.
Ya da sırf aileniz mutlu olsun diye seçtiğiniz o mesleği, sırf komşular "ne der" diye ertelediğiniz o hayali düşünün. Biz başkalarının çizdiği sınırların içinde "uslu çocuk" olmaya çalışırken, aslında kendi hayatımızın en büyük yabancısı haline geliyoruz.
Dış dünya, herkesin birbirine benzediği bir seri üretim fabrikası gibidir. Oysa sizin ruhunuz, tıpkı karakalem bir çizimin tekliği gibi eşsizdir. Aslında hepimiz değerliyiz, hepimizin bu hayatta bir ödevi bir görevi var. O çizgilerin bazen yamuk olması, bazen kâğıdı yırtması onun kusuru değil, kimliğidir. Başkalarının gürültüsünü kısmadığınız sürece, kendi müziğinizi duymanız imkansızdır.
Unutmayın; birine "Hayır" dediğinizde, aslında kendi ruhunuza kocaman bir "Evet" diyorsunuz. Başkalarını memnun etmek için harcadığınız o devasa enerji, aslında kendi hikayenizi yazmak için ihtiyacınız olan yakıttır.
Bu hafta bir deney yapın: Size sorulan bir soruya ya da sunulan bir teklife "herkes ne bekler" diye değil, "içimdeki o yol arkadaşım ne hissediyor" diye bakarak cevap verin. Başkalarının dünyasında "yanlış" olmak, kendi dünyanda "sahte" olmaktan çok daha evladır.
Kendi müziğinizi çalmaya başladığınızda, dans edemeyenler sizi deli sanacaktır. Varsın sansınlar. Siz dansın tadını çıkarın.
O Zaman Bu Haftanın Sorusuna geçelim…
"Bugün, sadece kendin istediğin için yaptığın tek bir şey var mı, yoksa tüm listen başkalarını memnun etmek üzerine mi kurulu?"
Vesselam…
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar