Kendi Hikâyenin Kahramanı Olmak
Seçimlerimiz ve Biz yolculuğumuzda sona geldik. Buraya kadarki yolculukta, direksiyonun başına geçtik, ödenmesi gereken bedellerle yüzleştik ve hatta "hata yapma" hakkımızı elimize alıp o zor yollara girmekten korkmamayı öğrendik. Bugün artık bu yolculuğu tek bir noktada birleştirme vakti: Bütün o seçimlerin toplamında "kim" olduğunuz gerçeği.
Bir düşünün; hayatınız bir yapboz olsaydı ve her seçiminiz bir parçayı temsil etseydi, şu an önünüzde nasıl bir resim duruyor olurdu? Belki bazı parçalar yamuk, bazıları solgun, bazıları ise hiç oraya ait değilmiş gibi görünürdü. Ama o resme uzaktan baktığınızda gördüğünüz şey, başkasının size hediye ettiği hazır bir tablo değil; her fırça darbesinde sizin imzanızın olduğu eşsiz bir sanat eseridir.
İnsanlar genelde "doğru" seçimi yapıp bir an önce "huzurlu bir sona" varmak isterler. Oysa hayatın bir son durağı yok; hayat o duraklar arasındaki gürültülü, bazen tozlu ama her saniyesi kıymetli olan yolun kendisidir.
Muavin kitabımı bitirdiğimde şunu fark etmiştim: Kitabın bütün sayfaları aslında tek bir cümleye hizmet ediyordu: "Asıl zafer, doğru yolu bulmak değil; yanlış yola girsen bile o yolu kendi ayaklarınla yürümüş olmaktır." Kitapta da sık sık değindiğim, o yan koltukta oturan rehberiniz (muavininiz) size asla "Sağa dön" demez. O sadece sizin "Neden sağa dönmek istiyorsun?" sorusuna verdiğiniz cevabı dinler.
Çünkü asıl mesele vardığınız yer değil, o yolda dönüşeceğiniz insandır.
Hayatınızdaki o en zor anları hatırlayın. "Keşke yapmasaydım" dediğiniz o kararları... O kararlar olmasaydı, bugünkü derinliğinize, bugünkü dayanıklılığınıza sahip olabilir miydiniz? Seçimlerimiz bizi sadece bir yere götürmez; bizi inşa eder. Kendi seçimlerini yapabilen bir insan, dünyanın en özgür insanıdır; çünkü artık o, başına gelenlerin bir "kurbanı" değil, kendi hikayesinin "kahramanıdır".
Bu seriyi bitirirken size son bir tavsiye: Hayatın size sunduğu o seçenekler arasında kaybolduğunuzda, gözlerinizi kapatın ve dışarıdaki gürültüyü değil, içerideki o fısıltıyı dinleyin. O ses size ne yapmanız gerektiğini değil, kim olduğunuzu hatırlatacaktır.
Kendi yolunu çizen, kendi faturasını gururla ödeyen ve kendi hatalarını birer madalya gibi göğsünde taşıyan herkese selam olsun.
Yolunuz, seçimleriniz kadar hür olsun.
O zaman bugünün sorusu gelsin: "Bugün hayatının geri kalanını başlatan o ilk gün olsaydı; korkuların yerine hayallerini seçerek atacağın o ilk adım ne olurdu?"
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar