Kendi Yolunda Kaybolmanın Güzelliği
Geçen hafta "bedel" dedik, "vazgeçiş" dedik, masadaki faturadan bahsettik. Biliyorum, birçoğunuzun kalbi biraz sıkıştı. "Ya yanlış yolu seçersem ya ödediğim bedel boşunaysa?" korkusu, bizi o direksiyonun başında felç ediyor. Sırf hata yapmamak için hiç hareket etmemeyi seçiyoruz. Oysa unuttuğumuz bir şey var: Hiç hareket etmemek de bir seçimdir ve onun bedeli, yaşanmamış bir hayatın pişmanlığıdır.
Hata yapmaktan neden bu kadar korkuyoruz? Çünkü bize "doğru yol"un tek ve pürüzsüz olduğu öğretildi. Oysa hayat bir otoyol değil, patikalarla dolu bir ormandır. Yanlış bir sapağa girmek, sizi uçuruma götürmez; sadece size daha önce kimsenin görmediği bir manzarayı gösterir.
Muavin kitabımda bir yerde geçer: "Yanlış durakta inmek, şehri tanımanın en iyi yoludur." Eğer o durakta inmeyi siz seçtiyseniz, o kayboluşun içinde bile bir asalet vardır. Bir başkasının çizdiği "doğru" yolda robot gibi yürümektense, kendi çizdiğiniz yolda dizlerinizi kanatarak yürümek sizi daha gerçek bir insan yapar.
Şimdi burada haklı olarak şunu diyebilirsiniz tecrübeler varken Amerika’yı niye yeniden keşfedelim ki, yeniden keşfetmeye gerek yok tabi, buradaki konu duygular üzerine yapılan seçimler, çünkü herkesin duygusu kendisinedir. Kimse başkasının duygusunu yaşamak zorunda değildir.
Her yola çıktığımızda çoğumuz navigasyonsuz bir yere gitmiyoruz. Rot oluşturuldu dediğinde o rotaya doğru yol alıyoruz. Yanlış yola saptığımızda ise her zaman yeni rota oluşturuldu diyerek bize yeni bir güzergâh seçiyor. Hata yapmak da böyle aslında her hatamızda hayat, gören gözlere bize bir yol daha gösteriyor.
Düşünsenize, çocukken yürümeyi nasıl öğrendik? Binlerce kez düşerek. O düşüşlerin hiçbiri "hata" değildi; her biri dengede durmanın birer provasıydı. Ama yetişkin olduğumuzda, düşmeyi bir ayıp, bir başarısızlık sanmaya başladık. Oysa o "yanlış" dediğimiz seçimler, ruhumuzun kas hafızasını oluşturdu.
Bu hafta kendinize "hata yapma izni" verin. Küçük bir şeyle başlayın; her zaman gittiğiniz yolun dışına çıkın, hiç tarzınız olmayan bir kitabı okuyun ya da "rezil olurum" diye korktuğunuz o cümleyi kurun.
Kendi yolunuzda kaybolmak, başkasının yolunda rehin kalmaktan çok daha iyidir. Çünkü sadece kaybolanlar, gerçekten yeni yollar bulabilirler.
Bugünün sorusu: "Bugün sırf 'yanlış yaparım' korkusuyla ertelediğin o adım, aslında senin hayatının en büyük 'iyi ki’ si olabilir mi?"
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar