Kusursuz Görünürken Yorulan Ruhlar
Haftalardır bir yolculuktan bahsediyoruz; seçimlerden, zamandan ve hakikatten... Ancak en büyük hakikat, aynaya baktığımızda gördüğümüz o "yorgun" ifadedir. Birçoğumuz sabah evden çıkmadan önce, kıyafetlerimizi giymeden hemen önce görünmez bir maske takıyoruz: Mükemmel olma maskesi. Her şeyi kontrol eden, hiç hata yapmayan, hep mutlu, hep başarılı ve her şeye yetişen o "üstün insan" imajı... Peki, bu maske bizi koruyor mu, yoksa bizi kendimizden mi koparıyor?
Mükemmellik, aslında ulaşılabilecek bir hedef değil, ruhun üzerine giydirilmiş dar bir gömlektir. Düğmeleri ilikledikçe nefesimiz kesilir ama dışarıdan "ne kadar düzgün" göründüğümüzü düşünerek kendimizi avuturuz. Hata yapmaktan, zayıf görünmekten ya da "bilmiyorum" demekten ölesiye korkarız. Çünkü maske düşerse, altındaki o savunmasız, bazen yaralı ama "gerçek" halimizin sevilmeyeceğine inanırız.
"Hiç hata yapmayan yoktur; sadece hatasını saklamaya çalışırken daha çok hata yapanlar vardır. Hayatın en sessiz, en inatçı yanılgılarından biri, kusursuzluk kisvesi altında yürümeye çalışmaktır. Oysa insan, eksikliğiyle var olan, tökezleyerek büyüyen ve yara ala ala yön bulan bir varlıktır. Çoğu zaman hata yapmaktan değil, o hatanın dışarıdan nasıl görüneceğinden korkarız.
Hatasını kabullenmek cesaret ister; çünkü insanın kendi nefsiyle yüzleşmesi, dış dünyaya karşı kendini savunmasından çok daha çetrefillidir. Maskeler takarız, suçlu ararız, bahanelerin ardına sığınırız. Oysa hayatın güzelliği pürüzsüzlüğünde değil, o pürüzlerin bize öğrettiklerindedir. Kırık bir vazoyu tamir ettiğinizde, o kırıkların izi kalır ama vazo artık eskisinden daha hikayeli ve daha değerlidir. İnsan da böyledir. Kusurlarımız bizim "defomuz" değil, bu yolda ne kadar çok viraj döndüğümüzün ve ne kadar çok hayatta kaldığımızın madalyalarıdır.
Bu hafta, o maskeyi biraz gevşetmeyi deneyin. Birine "Yorgunum" deyin, bir hata yaptığınızda kendinizi kırbaçlamak yerine "İnsanım" diye fısıldayın. Göreceksiniz ki, mükemmel olmaya çalışmayı bıraktığınızda, gerçekten "iyi" olmaya başlayacaksınız.
Çünkü asıl özgürlük, herkesin sizi alkışlaması değil, sizin kendi eksikliğinizle barış içinde el sıkışabilmenizdir.
Bugünün Sorusu: "Sırf başkaları 'ne kadar güçlü/başarılı/mutlu' desin diye, bugün ruhunun hangi gerçek ihtiyacını halının altına süpürdün?"
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar