Seçimlerimiz ve Biz
Önceki sohbetimizde hızdan, kusurlardan ve sınırlardan bahsettik peki ya seçimlerimiz? Her şeyi kendi öz irademizle mi seçiyoruz? Yoksa her seçimimizi toplumsal bir tasarımın sonucunda mı yapıyoruz?
Hayat, aslında her sabah uyandığımızda verdiğimiz o ilk kararla başlayan, sonsuz bir seçimler silsilesi. Hangi ayakkabıyı giyeceğimizden tutun da hayatımızı kiminle birleştireceğimize kadar her an bir yol ayrımındayız. Peki, hiç durup düşündünüz mü; o kararı verirken direksiyonda gerçekten "siz" mi varsınız, yoksa geçmişten gelen alışkanlıklarınız, korkularınız ya da başkalarının beklentileri mi?
Hepimiz aslında aynı yollardan geçiyoruz, aynı gökyüzünün altındayız ve aynı yağmurda ıslanıyoruz, aynı konuları işleyip farklı manalar çıkartıyoruz. Bazı insanlar ağır bir olay yaşadığında küllerinden yeniden doğarken, bazıları aynı olayda o acının enkazı altında kalıyor. Neden bazıları her sabah yeni bir hayatı kucaklarken bazıları ben buyum değişmem konforuna sığınıyor hiç düşündünüz mü?
Muavin kitabımı kurgularken, bu konu üzerinde çok düşündüm; “insanlar seçimleri ile var olurlar ve hiçbir zaman doğru kararı verip vermediğini bilemezler.” Hayat aslında bizi biz yapan seçimler silsilesidir. Bu cümle hem bir kabul hem bir meydan okumadır. Çünkü insan, verdiği her kararın sonuçlarını yaşamadan neye dönüştüğünü anlayamaz. Hayat bir laboratuvar değil; deneme yanılma ile ilerlediğimiz uzun bir yolculuktur ve insan, kim olduğunu işte bu yolculukta seçer. Karakter doğuştan getirdiğimiz bir miras değildir; büyük kısmı seçimlerimizin toplamıdır. Eğer biri bu hayatta ben buyum kardeşim değişmem diyorsa bilin ki değişimden ödü kopuyordur.
Hangi insanlarla oturup kalktığımız, kimlere değer verdiğimiz, hangi hayallerin peşine düştüğümüz, hangi acıları sahiplendiğimiz, hatta hangi korkulara tutunduğumuz bile bir tercihtir. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”, “Körle yatan şaşı kalkar” eskilerimiz boşuna bunları söylememiş. Sizin de aklınıza buna benzer bir sürü deyim, ata sözü, söz, nasihat vs. gelmiştir.
Düşünsenize; sırf güvenli hissetmek için sevmediğiniz bir işte kalmak bir seçimdir. Sırf yalnız kalmamak için size iyi gelmeyen birine katlanmak bir seçimdir. Ama bu seçimler size mi ait, yoksa içinizdeki o "terk edilme" ya da "başarısızlık" gölgesine mi?
Bu hafta verdiğiniz kararlara biraz daha yakından bakın. Kahve siparişi verirken bile "Gerçekten bunu mu istiyorum?" diye sorun kendinize. Çünkü büyük değişimler, küçük seçimlerin dürüstlüğüyle başlar.
Bugünün soruları şunlar olsun;
Bugün verdiğin kararların kaçı seni daha iyi bir insan yaptı?
Seçimlerini yaparken elalem ne der diye mi seçiyorsun yoksa daha iyi bir insan olmak için mi?
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar
Kose Yazari
Serdar KAŞKAYA - Analist ve Yazar, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
Zamanın Kiracısı
Kader ve Zaman İlişkisi: Zamanın Sahibi miyiz, Kiracısı mı?
Kaderin Durakları ve Bizim Bekleyişlerimiz
Kaderin Durakları ve Bekleme Sanatı: Zamanı Zorlamanın Bedeli
Yolculuğun tadını çıkarmak için varmayı mı bekliyorsun?
Anı Yaşamak ve Farkındalık: Ön Camdaki Gerçeklik, Geçmişin dersleri ve geleceğin planları arasında sıkışıp kalmak
Dikiz Aynasına Takılıp Kalmak
Geçmişin Gölgesinden Kurtulmak: Dikiz Aynası ve Kör Noktalar