VİCDANIN İLK OKULU: AİLE
Kahramanmaraş’tan gelen o kan donduran haberle hepimizin nefesi kesildi. Bir çocuğun, bir gencin nasıl bu kadar canileşebildiğini, şiddetin nasıl bu denli sıradanlaştığını sorguluyoruz. Sokaklar tekinsiz, okullar huzursuz, vicdanlar delik deşik... Herkes bir suçlu arama derdinde: "Sistem bozuk, güvenlik yetersiz, bakanlık nerede?" Evet, sistemin gedikleri çok; ancak asıl büyük delik, o çocuğun her akşam döndüğü evin kapısının eşiğinde başlıyor.
Açık konuşalım: Okul ya da sokak kokuyorsa, o koku mutfak masanızdan, çocuğunuzun kapalı kapılar ardındaki sessizliğinden yayılıyor.
Sorumluluk Devri Bitti,
Hesap Vakti Başladı
Yeni nesil ebeveynlikte korkunç bir moda türedi: "Sorumluluk İhracı." Çocuğuna sınır koymayan, "hayır" diyemeyen, eline tableti verip odasına hapseden aileler; evlatlarının bir canavara ya da bir enkaz yığınına dönüşmesini izliyor. Sonra da o enkazın altında birileri kaldığında, faturayı okula veya devlete kesiyor.
Şunu kafamıza kazıyalım: Münferit olaylar için her sıranın başına bir polis, her gencin yanına bir gardiyan dikemezsiniz. Bir çocuğun vicdanına bekçi dikemediyseniz, elindeki bıçağın ya da ruhundaki öfkenin hesabını başkasından soramazsınız.
Kahramanmaraş’taki o vahşet, bir günde ortaya çıkmadı; ihmal edilen her "hayır", denetlenmeyen her dijital içerik ve sorulmayan her "Neredesin?" sorusuyla ilmek ilmek örüldü.
Çözüm Batı’nın Formüllerinde Değil, Anadolu’nun Mayasındadır.
Peki, bu bataklıktan nasıl çıkacağız? Çıkış yolu, ithal eğitim modellerinde ya da soğuk pedagojik terimlerde değil; bu toprakların ruhuna işlemiş olan "Anadolu İrfanı" ndadır. Bizler, "Edebi edepsizden öğrendim" diyen, komşusunun açlığını kendi sofrasında hisseden bir medeniyetin mirasçılarıyız. Ancak modernleşme adına bu mirası reddedip, yerine hiçbir manevi karşılığı olmayan ruhsuz bir bireysellik koyduk.
Hemen şimdi, şu kadim ilkelerle dümene geçmek zorundayız:
Arkadaşı Değil, Ebeveyni Olun: Çocuğunuzun bir "rehbere", ona nerede duracağını söyleyecek bir "otoriteye" ihtiyacı var. Anadolu irfanında terbiye, çocuğun ruhunu incitmeden ona haddini ve hududunu bildirmektir. Sınırı olmayan çocuk, freni patlamış kamyon gibidir.
Dijital Karanlığı Aydınlatın: Odasında sessizce oturması "güvende" olduğu anlamına gelmez. O ekranların arkasında hangi nefretle beslendiğini bilmemek ebeveynlik değil, ihmalkarlıktır.
Terbiye, Eğitimin Önündedir: Okul bilgi verir, ama ahlak evde, ocağın başında başlar. Sofrada büyükten önce kaşığın uzatılmadığı o eski disiplin; aslında adaleti, sabrı ve başkasının hakkına saygıyı öğretirdi. O sofraları yeniden kurmalıyız.
Manevi Bir Zırh Olarak "Edep": Bizim kültürümüzde "ayıp" ve "günah" duygusu, dışarıdaki bin polisten daha etkili bir iç bekçidir. Evlatlarımızı "her şeyi yapabilirsin" özgürlüğüyle değil, "her şey yapılmaz" sorumluluğuyla, edep ve haya ile mayalamalıyız.
Kahramanmaraş’taki bu acı tablo hepimiz için son uyarıdır. En modern eğitim sistemini de getirseniz, temeli ailede atılmamış bir ahlak binasını ayakta tutamazsınız. Çocuğunuzun hatalarını sisteme ciro ettiğiniz her gün, aslında onun gelecekteki cinayetlerine veya kendi felaketine imza atıyorsunuz demektir.
Bahaneleri bırakalım; yarın artık imkansız olabilir. Bugün kendi evladınızın sorumluluğunu omuzlamazsanız, yarın onun sebep olduğu enkazın altında tüm toplumla birlikte kalırsınız. Eğitim ailede başlar; her anne ve baba önce kendi evinin önünü süpürmeli, kendi çocuğunun vicdanına bekçi olmalıdır.
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.