ZARAFETİN DİLİ: BİR ÜSLUP MESELESİ
Geçtiğimiz günlerde sokakta yürürken şahit olduğum bir manzara, zihnimi uzun süre meşgul etti ve bu satırları yazmama vesile oldu.
Ortaokul çağlarında, hayatın henüz başında iki genç kızımız...
Aralarındaki samimiyetin dozunu kaçırmış olacaklar ki; ağızlarından dökülen kaba kelimeler, o yaşın masumiyetine ve zarafetine hiç yakışmayan ağır küfürler, havada asılı kalıyordu.
En acısı da bu kelimeleri birbirlerine savururken attıkları kahkahalardı.
Sanki kaba konuşmak bir ayrıcalık, küfür etmek bir "büyüme" emaresiymiş gibi...
Küfür, özünde bir iletişim kazasıdır; kelime dağarcığının yetersizliğidir.
Cinsiyet ayırt etmeksizin hiçbir bireyin ağzına yakışmaz,
insan onurunu zedeler. Ancak kabul etmeliyiz ki; toplumda estetiğin, nezaketin ve şefkatin sembolü olan kadının ve geleceğin teminatı olan kız çocuklarımızın dilindeki bu aşınma, ruhumuzda daha derin yaralar açıyor.
Çiçek Açması Gereken Dillerde Bu Dikenler Neden?
Çocuklarımız, kelimelerin birer silah ya da birer çiçek olabileceğini fark etmeden büyüyorlar.
Popüler kültürün, sosyal medyanın ve bazen de ne yazık ki en yakın çevrelerinin etkisiyle, "kaba" olmayı "güçlü" olmakla karıştırıyorlar.
Oysa bir kadını, bir genç kızı toplumda asıl güçlü kılan; fikrinin derinliği ve üslubunun zarafetidir.
Burada en büyük görev, şüphesiz ailelerimize düşüyor.
Çocuklarımıza sadece test çözmeyi ya da başarılı olmayı değil; bir insanı incitmemeyi, diline sahip çıkmanın aslında kendine duyduğu saygının bir göstergesi olduğunu öğretmek zorundayız.
Ailelere Çağrı: "Duymaz" ve "Görmez" Olmayalım
Evlatlarımızı yetiştirirken gösterdiğimiz titizlik, onların kelime seçimlerine de yansımalıdır.
Çocuk, evde nezaket görmeli ki dışarıda zarafet saçsın.
Onların bu kaba üslubuna "çocuktur geçer" diyerek sessiz kalmak, aslında bu yozlaşmaya onay vermektir.
Unutmayalım ki; bir toplumun seviyesini, o toplumun sokaklarında yükselen seslerin kalitesi belirler.
Geleceğin hanımefendileri, bilgisiyle parlayan ve diliyle hayranlık uyandıran bir nesil olmalı.
Küfürle değil, güzel cümlelerle; kabalıkla değil, asaletle yoğrulmuş bir gelecek inşa etmek hepimizin ortak borcudur.
Gelin, dillerimizi bu kirli alışkanlıktan arındıralım. Çünkü nezaket, her kapıyı açan en kıymetli anahtardır.
PAYLAŞ
Bu içeriği sevdiklerinizle paylaşın.
BU MAKALE HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı
Kose Yazari
Arzu ARSLAN - Sosyolog- Aile Danışmanı, Tokat Medya bünyesinde güncel ve özgün köşe yazıları kaleme almaktadır.
YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI
ELİNDEN GELENİ YAPTIYSAN GERİSİNİ SEYRET
muzlarınızdaki görünmez dağları indirin. Çözülmeyen düğümleri kendi vaktiyle baş başa bırakın. Derin bir nefes alın ve "Ben elimden geleni yaptım, artık gönül rahatlığıyla seyredeceğim" diyerek hayatın akışını en çok merhamet edene emanet edin. Göreceksiniz; yükünüz hafiflediğinde, içine girdiğiniz bu yolda yürümek ne kadar da güzel olacak.
HER EV BİR KIŞLA GİBİYDİ, HER YÜREK BİR CEPHE
15 Temmuz gecesinde milletin gösterdiği birlik, cesaret ve vatan sevgisini anlatan duygu yüklü bir makale. Her evin bir kışlaya dönüştüğü o tarihi gecede yaşanan fedakârlık, bağımsızlık ruhu ve şehitlerimize duyulan minnet güçlü ifadelerle anlatılıyor.
IHLAMUR KOKULU ŞEHİR :TOKAT
Tokat’ta ıhlamur sadece bir kış çayı değil, Yazmacılar Hanı’nda asırlık bir zanaatın kalbidir. Ihlamur ağacının sanatla buluştuğu kadim hikayeyi keşfedin.
ANNELİK: BİR İSMİN İÇİNE SIĞMAYAN KAHRAMANLIK
Annelik; fedakârlığın, sabrın, merhametin ve karşılıksız sevginin en yüce halidir. Çocuk yetiştirmenin ötesinde ahlaklı nesiller inşa eden annelerin toplumdaki eşsiz rolünü anlatan bu duygu yüklü makale, anneliğin görünmeyen emeklerinin makalesidir.